“Ne tuhaf, dünyada bencillikten, hırstan, kibirden başka bir şey daha var: Nini… “ Daima doğru yerde olduğu için onu kimse asla görmezdi. Ve daima güler yüzlü olduğu için kimse ona, sevdiği adam çekip gitmişken ve sütünü içmesi gereken çocuk ölmüşken nasıl güler yüzlü olabildiğini sormazdı.”
Bretonya'da rüzgar şarkı söylüyor, yaşlı taşların arasına dalgalar vuruyordu. Denizden kırmızı kayalar yükseliyordu. Nini sakindi; denize ve gökyüzüne, bütün bunlara aşinaymışçasına gülümseyerek bakıyordu.
- Nini bile; ihtiyar sütanneyi hatırlıyor musun? Her şeyimizi bilirdi.
- Hâlâ yaşıyor mu ha?
- Evet yaşıyor, kendi meşrebince. Büyük büyükbabamın diktiği şu pencerenin önündeki ağaç gibi yaşıyor. Bütün canlılar gibi onun da süresi var; yaşamak zorunda olduğu bir süre.