Dışarıdan sessiz bir toprak yığını gibi görün- se de insanoğlunun gireceği kabir, aslında bir mahşer numûnesidir. Ahiret menzillerinin ilki olan kabir, dünyada Allâhın emirlerine tâbî olup olmadığımıza göre şekillenecektir. Nitekim Peygamber Efendimiz ﷺ :“Kabir, ya Cennet bahçelerinden bir bahçe ya da Cehennem çukurlarından bir çukurdur..." buyurmuştur.
(Tirmizî, Kıyâmet, 26)
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Belli ki gerçeği Tanrıdan başka bilen yok. Ben sadece O'ndan yardım isteyebilirim, sadece O'ndan merhamet bekleyebilirim. Nitekim Tanrı bizi, günahlarımızı dikkate almadan mükâfatlandırıyor.
Hata, insanı “kusursuzluk vehminden” çıkarır, kibir karanlığından kurtarır. Nitekim Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Eğer hiç günah işlemeseydiniz, sizin için bundan daha zararlı bir şeyden korkardım: kendini beğenmek (ucub).”⁹⁸
Kulluğun özü, kusursuzluk değil, tevazudur.
Allah’ın azametini bilmenin bir tezahürü de O’ndan korkmak ve O’na karşı gelmekten sakınmaktır. Nitekim takvâ, vera’ ve Allah’a yakınlığıyla bilinen Hz. Ömer (ra) şöyle demiştir: “Ey insanlar! Eğer bir ses şöyle nida etseydi: ‘Ey insanlar! Hepiniz cennete gireceksiniz, yalnız bir kişi hariç,’ o kimsenin ben olmamdan korkardım. Ve eğer şöyle denilseydi: ‘Ey insanlar! Hepiniz cehenneme gireceksiniz, yalnız bir kişi hariç,’ o kimsenin ben olmamı ümit ederdim.”
O, kalbinde gizlediğini bilir, içinden geçenleri idrak eder. Nimetleriyle sana sevdirir kendini ve seni tevbe kapısında bağışlamasıyla bekler. Nitekim (hadiste) buyrulmuştur: “Kim Allah’a, yeryüzü dolusu günahla gelse, Allah da ona, yeryüzü dolusu mağfiretle gelir.”⁹⁷