8/10
·184 syf.··
2026 16. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 09:35
Selam herkese Erkek Nedir Bilmeyen Ben, neyi hedeflediğine anlam veremediğim sarsıcı bir distopya. Distopyada anlam arama diyeniniz olacaktır-nitekim var biliyorum, distopyanın da bir amacı ve sonuçta hedeflediği bir ana fikri var. Yeraltında bir kafeste kapalı tutulan 40 kadın yaşamlarını bu kafes içerisinde geçirmek ve hayatta kalmak için büyük çaba gösterir. Erkekler tarafından hapsedilen bu kadınlar anlam veremedikleri kurallara uyarak hayatta kalır ve sonrasında onları bekleyen sürpriz bir olayla yaşam hakları ve özgürlükleri için bir karar almak zorunda kalırlar. Nerede olduğu belirtilmeyerek tasvir edilen bu mekan, erkek egemen zihniyetin tipik bir hastalıklı örneğidir. Cinsiyetler arası sınırlar ve bu sınırları aşmamın gerektireceği cesaret kadınlara ait olsa da çoğunlukla erkeklerin aldığı kararların sonucuna katlanmak zorunda kalan yine kadınlar. Kitapta sarsıcı çok an yaşadım, yazarın üslubunu ve anlaşılır dilini de çok beğendim. Ancak havada kalan konular da vardı. Hatta bunları havada bırakmasını da başta söylediğim gibi amaca ulaşılamamış buldum. Çöken bir uygarlıkta sonunu göremeyen uzun bir yolda hayatta kalmaya çalışan, erkek nedir bilmeyen bir kadının anılarıyla ilerleyen etkileyici bir metin. Yazar Jacqueline Harpman; eserlerinde kadınlığı, kimlik ve aile temalarını inceleyen aktif bir kadın hakları savunucusu ve psikanalist. Elimizdeki metinde insan psikolojisini ve kadın-erkek ilişkilerindeki sınırları sorgulayan yazar, okura zaman zaman rahatsız edici fakat bir o kadar da akıcı bir okuma deneyimi sunuyor. Okuduğuma memnun olduğum eserlerden biriydi. Tavsiyemdir dostlar
Erkek Nedir Bilmeyen BenJacqueline Harpman · Can Yayınları · 202665 okunma
5/10
·368 syf.··
2026 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 21:55
Çok uzun incelemelerden hep nefret ettim çünkü bir gün o nefret ettiğimi yapmak zorunda kalacağımı hiç düşünmezdim. Benim düşünceme göre; Kitabı yorumlara güvenerek hevesle aldım ancak daha ilk sayfalarda fırlatıp atmamak için kendimle savaştım diyebilirim. Sözde kadın psikolojisini konu alıp başlık edinen kitabın ilk bölümlerinde kadının psikolojisinden çok nasıl davranması gerektiğiyle ilgili “akıllı kadın şöyle yapar, akıllı kadın böyle yapar” cümleleri baz alınarak bir kalıba sokulmaya çalışılmış. Bölümlerin devamında ataerkil yapının bozulması gerekliliği ve kadının 2.plana atılması hususuna dikkat çekilse de ana tema yine kadının aşırı duygusal ve hassas yönlerini neden gösterip yine gelenekselci görüşte tıkanmış.Nitekim yazar, kadın duygusal yönüne uygun mesleği seçmeli (öğretmenliği örnek göstererek devam etmiş) derken başka bir bölümde “cinsiyetinden dolayı bir insanın başarısı engellenmemelidir.” diyerek kendiyle çelişkiye düşmüş.Çok şükür ki kadını kalıba sokmaya çalışırken aralara eşitlik serpmeyi de ihmal etmemiş. Dikkatimi çeken başka bir bölüm de feminizmi eleştirdiği kısım. Bir yerde tam olarak şöyle diyor “Yaş 50ye yaklaşmış maddi kazancı artmış erkekler ‘eşime karşı bir şey hissetmiyorum, dünyaya bir kez geldim bari istediğimle olayım derken eşi yanında ağlayarak tedaviye geliyordu. Feminizmden sonra bu durum tersine döndü ve kadınlar bu şekilde düşünmeye başladı.Feminizm çıkış noktasından saparak erkeklerden nefrete dönüştü.’” diyor. Feminizm erkek düşmanlığı olmadığı gibi kadının yeri de evi ve çocukları onu iten, aşağılayan, aldatan kocasının yanı değildir.Elbetteki aile çok önemli ve saygı duyulması, korunması gereken bir kavram ancak yapılan çifte standart bana göre gerçek aile yapısına uygun değil!!!
Duygu ve Düşünce
Kadın PsikolojisiNevzat Tarhan · Timaş Yayınları · 20212,088 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Karahanlılar ve Türk Devlet Geleneği
8/10
·265 syf.··
2026 76. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 23:54
Türkler tarih boyunca yalnızca kılıçlarıyla değil, devlet kurma kudretleriyle de tarih sahnesinde yer almışlardır. Hunlardan Göktürklere uzanan bu büyük devlet geleneği, İslamiyet'in kabulü ile yeni bir safhaya geçmiş ve Karahanlılar devrinde eski Türk töresi ile İslam devlet anlayışı aynı nizam içinde birleşmiştir. Bu sebeple Karahanlılar, Türk tarihinin kırılma noktalarından biri olarak görülür. Eserin satırları arasır dolaşırken devletin yalnızca bir idare mekanizması olmadığı, aynı zamanda bir mefkure olduğu hissedilir. Nitekim bu anlayış şöyle ifade edilmektedir: "Devlet, yalnızca hükmetme vasıtası değil; töre, nizam ve inancın birlikte yürüdüğü bir yüksek düzendir." Satuk Buğra Han ile başlayan İslamlaşma süreci, eski Türk devlet geleneğini ortadan kaldırmamış; aksine onu yeni bir medeniyet zemini üzerinde yeniden şekillendirmiştir. Hükümdarlık anlayışı, saray teşkilatı, ordu sistemi ve idari yapı bu dönemde yeni bir hüviyet kazanmış ve kendisinden sonraki Türk-İslam devletlerine temel teşkil etmiştir. Prof. Dr. Reşat Genç, "Karahanlı Devlet Teşkilatı" adlı eserinde bu yapıyı bütün yönleriyle ele almakta; yalnızca kurumları değil, bu kurumların arkasındaki devlet anlayışını da ortaya koymaktadır. Böylece Karahanlılar, bir geçiş devleti olmaktan ziyade bir temel devlet modeli olarak karşımıza çıkar. Karahanlılar üzerine yapılan en kıymetli çalışmalardan biri olan bu eser, Türk devlet geleneğini anlamak isteyenler için önemli bir kaynak niteliğindedir.
Karahanlı Devlet TeşkilatıReşat Genç · Türk Tarih Kurumu · 06 okunma
7/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 15:07
Beyaz her zaman umut mudur? Bazen bir matem. Bazen bir vazgeçiş. Bazen yaşam. Bazen bir mucize. Bazen içsel bir yolculuk. Beyaz renk üzerine yazılmış, kadın temasını yer yer almış bir kitap. İnsanı derin düşünmeye sevk ediyor. Nitekim kültürlerin çoğunda evlilik mutluluk gibi kalıpları sarmalayan 'Beyaz' renginin aslında bazı kültürlerde ölümü çağrıştırdığı da bir gerçek. Cenazelerde beyaz giyilmesi gibi. Asya kültüründe bununla ilgili araştırma yapabilirsiniz. Tabii ki kitap sadece ölümü anlatmıyor. Bir noktada aslında etrafımızdaki sahip olduğumuz, var olan herşeye hem şükretmemizi anlatırken, bir noktada ayrılıkların kaçınılmaz olduğunu vuruluyor. Beyaz Kitap
Edebiyat
Beyaz KitapHan Kang · April Yayıncılık · 20242,059 okunma
Puan vermedi
Peyami Safa, son dönem romanlarına doğru mistisizme kaydı. Matmazel Noraliya’nın Koltuğu ve Yalnızız romanlarında bunu irdeledi. Ancak fikir yazılarındaki net ifadeleri romanlarından farklıdır. Bu sanırım romanın büyük gücünden ve yazarının içinden çıkamadığı parapsikolojisinden kaynaklı. Çünkü roman kahramanları hep ıstırap halindedir. Doğu batı, madde ruh, gelenek yenilik vb. Bu yazarın içinden çıkamadığı buhrana tanıklık eder. Nitekim hocam Prof. İnci Enginün’ün dediği gibi Türkiye’de intiharlar Peyami Safa’dan sonra artmaya başlamıştır. Bu ayrı bir inceleme konusudur. Safa’nın hayatına tanıklık edenler kimsede bulunmayan kitapların Safa’da bulunduğunu söylemişlerdir. Aşağıda Mistisizm kitabında alıntıladığı romandan pasajı aynen aktarıyorum: Matmazel Noraliya’nın koltuğu -onun yalnız kendi ben’ine değil, bütün ben’lere, mücerret Ben’e isyandır. Bütün dinlerin, fikirlerin ve politikaların tarihi bu isyanın tarihidir. Dinler, insanın - iştah, şehvet, kazanç hırsı ve kibir halinde - kuduran ben’ini Allahda eritmeye çalışmışlardır s.129
MistisizmPeyami Safa · Bâbıâli Yayınevi · 196136 okunma
8/10
·365 syf.··
Beğendi
·
2026 84. kitabı
Herkese selamlar Bugun size severek okudugum #bachelorchronicles in 3.kitabi #lovelettersfromaduke #mektubumualdınmı yorumu ile geldim. Seride en sevdigim kitap simdilik bu oldu. Okurken gercekten cok keyif aldim. Yazarin romantizmin yaninda komedi eklemesi, bolca diyalog katması hem bir çırpıda okumami hem de kitabi sevmemi sağladı Bu kitap ikinci kitaptan 4 yil sonrasını, Langley kardeşlerden Felicity'nin hikayesini anlatıyordu. İkinci kitapta bu kardesleri tanimis ve bolca okumustum. O kitabin ana karakterinin ogrencileriydiler ve o donemde çöpçatanlık yaparak ikiliyi bir araya getirmislerdi. Ve taaa o donemde Felicity aslinda kendine de yol yapıyormuş. Tabi bunu bu kitabi okuyunca ogrendim Çocukluğundan bu yana Düşes lakabi olan kizimiz Hollindrake Duku ile mektuplasarak bir nevi Duk ile nisanli oldugunu cihani aleme duyurur. Ama adami hic görmez. Tek istediği artik maddi zorlukta olduklari icin bir an evvel dukle evlenmektir. Sosyeteye de çaktırmamak icin hala hali vakti yerindeymiş izlenimi vermeye çalışır. Bunun icin de bir şirketten uşak göndermelerini ister. Nitekim kapıya da kiyafetlerinden fakir oldugu belli olan ama çokta yakışıklı bir adam gelir. Aslinda gelen kisi Hollindrake Duku Thatcher'dan baskasi degildir. Ama Felicity dis görünüşe bakarak onu uşak sanip ise alir. Thatcher'da, bu küstah kıza hemen haddini bildirmek ister ve büyükbabasının (önceki dükün) ayarladığı nişanı sürdürme niyetinde olmadığını söylemek uzere gelmistir. Cunku tum o yazışmaları buyukbabasi Felicity ile yapmistir. Ama Felicity'nin hic susmayan çenesi ve büyüleyici guzelligine karşı koyamaz ve bu oyunu sürdürmeye karar verir. Karakterlerin her ikisi de oldukca tatli ve sempatik kisilerdi. Oyunun gidişati kalp kiracakmis izlenimi verse de sonunda bence cok guzel ortaya cikti
Mektubumu Aldın mı?Elizabeth Boyle · Epsilon Yayınevi · 200982 okunma