Puan vermedi·73 syf.··
2026 13. kitabı
Kelime haznesi çok fazla olan bir kitap. Değişik tat ve dokuların bir araya getirildiği bir kitap. Toplumcu bir yazar, toplumsal konuları ele aldığı şiirlerde bile duygusal kimliğini ön plana çıkarabiliyor. Duyguları önemli kılan anlaşılır olması değil öylesine yazılmamış ve söylememiş olması. Ben bu şekilde düşünüyorum Bir başkası nasıl düşünür bilemem ama yazar benden tam not aldı. Zaten kitabı okuduğunuzda ne demek istediğimi anlayacaksınız, kitapta yazarın ya bunu da araya sıkıştırıp şiir sayısı kasayım derdi yok. Nicelik değil nitelik peşinde koşan bir yazar umarım çizgisini bozmaz..🪻 Sarıyer’de Günah Keçisi Emre Işık Remziye Çınarçiçek
1000Kitap
Sarıyer’de Günah KeçisiEmre Işık · Cinius Yayınları · 20251,179 okunma
Puan vermedi·496 syf.··
2025 3. kitabı
Adam Fawer'ın kaleme aldığı Olasılıksız, bilim kurgu, gerilim ve psikolojik roman türlerinin başarılı bir birleşimidir. Eserin merkezinde, olasılık teorisi üzerine çalışan David Caine adlı bir istatistikçi yer alır. David, yaşadığı sıra dışı olaylar sonucunda gelecekte gerçekleşme ihtimali yüksek durumları önceden görebilme yeteneği kazanır. Bu durum onun hayatını tamamen değiştirirken aynı zamanda tehlikeli bir mücadelenin içine sürüklenmesine neden olur. Romanın temelinde kader, özgür irade, tesadüf ve insanın seçimleri gibi evrensel temalar bulunmaktadır. Yazar, okuyucuyu yalnızca heyecan dolu bir maceraya ortak etmekle kalmaz, aynı zamanda yaşamın ne kadarının tesadüflerden oluştuğunu sorgulamaya da yönlendirir. Bilimsel kavramlar olay örgüsüne ustalıkla yerleştirilmiş, böylece eser hem düşündürücü hem de sürükleyici bir nitelik kazanmıştır. Eserde sade, akıcı ve etkileyici bir anlatım dili kullanılmıştır. Olayların hızlı ilerlemesi merak duygusunu sürekli canlı tutarken, karakterlerin yaşadığı iç çatışmalar esere psikolojik derinlik kazandırmaktadır. Özellikle David Caine karakterinin yaşadığı değişim ve gelişim, romanın en güçlü yönlerinden biridir. Sonuç olarak Olasılıksız, bilimsel bilgileri etkileyici bir kurgu ile birleştiren, okuyucuyu hem düşündüren hem de heyecanlandıran başarılı bir romandır. Özgün konusu, güçlü kurgusu ve akıcı anlatımı sayesinde modern edebiyatın dikkat çeken eserleri arasında yer almaktadır. Bu yönleriyle eser, okuyucuda kalıcı bir etki bırakmayı başarmaktadır.
OlasılıksızAdam Fawer · April Yayıncılık · 202398,4bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·144 syf.··
2026 23. kitabı
Kitaplıktan rastgele seçip aldığım Murakami eseriydi benim için. İlk eserlerinden biri. Serinin ikinci kitabıymış. Fare ve ismi geçmeyen karakteri ilk kitabı okumadığımdan bağdaştıramadım elbette. Bittiğinde araştırıp anladım. Her ne kadar serinin ortasından daldıysam da benim için ilk kitabı önce okumak da belki anlamlı bir değişikliğe neden olamayacaktı. Zira Murakami okumak, büyülü gerçeklik ve betimlemenin gücüyle her kitapta keyif vermiştir. Bazı yerler muğlak, ikizler, intihar eden eski kız arkadaş, Fare’nin durup dururken kızla ilişkiyi kesmesi, ardından sürekli uzaktan evi gözlemesi, J’nin anlayışı, Pinball makinesine olan takıntı(maddi bir çıkar vermese de gururlandırıcı etkisi…). Anlamın sorgulanması, geçip giden hayatlar ve günlerin birbirine benzemesi… Kısa ama nitelik bakımından dolu bir eser. Keyifli bir Murakami deneyimi.
Pinball 1973Haruki Murakami · Doğan Kitap · 20201,552 okunma
9/10
·316 syf.··
2026 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 22:44
Kapadokya’daki Amerikalı Misyonerlerin Bilinmeyen Tarihi Wilson Amos Farnsworth'un bu eseri, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde Orta Anadolu'da yürütülen Amerikan misyonerlik faaliyetlerini anlamak açısından kaynak niteliğinde bir eserdir. Yazar Türkiye’de en uzun süre görev yapan misyonerlerden biri sıfatıyla yaşadıklarını 1904 yılında bir kitap taslağı haline getirmiş ancak 1912 tarihinde kitabı bastıramadan vefat etmiştir. Bu taslak metin Mehmet Şahin tarafından 2015'te Harvard Üniversitesi Kütüphanesi misyoner arşivinde rastgele bulunmuş ve serüveni böyle başlamıştır. Kitap, sadece bu misyonerin hatıralarından ibaret değil aynı zamanda dönemin sosyal, kültürel, dini ve eğitim hayatına ışık tutar. Kitapta Kapadokya diyince benim aklıma ilk Nevşehir gelsede aslında Kayseri (Talas) başta olmak üzere Yozgat, Nevşehir, Niğde, Ankara ve çevre yerleşimlerde yürütülen American Board faaliyetleri ele alınıyor. Örgüt (yabancı ülkelerde görevli amerikalılar örgütü) 1810 yılında kuruluyor, dini bir sivil toplum olması münasebetiyle görünüşte siyasi bir nitelik taşımıyor ama din üzerinden gidilerek bütün dünyada Amerika’ya geniş bir kültürel, sosyal, ticari ve dolaylı olarak siyasi etki alanı yaratıyordu. Bu bölgede etkili olabilmek için de eğitim, sağlık, okul açma, dil öğrenme ve yerel halkla yakın ilişkiler kurma gibi yöntemlere başvurmuşlardır. Özellikle okullar, bu faaliyetlerin merkezinde yer almış. Erkek ve kız çocuklar için açılan okullar, bir yandan modern eğitim verme iddiası taşırken diğer yandan misyonerlik faaliyetlerinin yayılması için önemli bir araç haline gelmiş. Özellikle kızların eğitimine daha çok önem verilip özel okullar açılması çok dikkat çekici, etkisini mezun olup bir çok bölgeye gönderilen işine sadık kadın misyonerlerden anlıyoruz. Kitapta, tam da
Kapadokya’daki Amerikalı Misyonerlerin Bilinmeyen TarihiWilson Amos Farnsworth · Yapı Kredi Yayınları · 20187 okunma
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 10:28
Falih Rıfkı Atay'ın "Zeytindağı" adlı eseri, Birinci Dünya Savaşı yıllarındaki Osmanlı coğrafyasını anlatan ve çökmekte olan bir imparatorluğun iç muhasebesidir. Kitapta klasik anlamda bir olay örgüsünden çok, yazarın Suriye, Filistin, Lübnan ve Hicaz'da görev yaptığı yıllarda edindiği gözlemler, tanıklıklar ve değerlendirmeler yer alıyor. Falih Rıfkı, özellikle Cemal Paşa'nın çevresinde bulunması sayesinde devlet yönetiminin merkezine yakın bir noktadan yaşananları aktarırken, savaşın yalnızca cephede değil; siyasette, bürokraside ve toplum hayatında da nasıl bir yıkım yarattığını gösterir. Eserin asıl karakteri bireylerden çok Osmanlı Devleti'nin kendisidir; yorgun, hantallaşmış ve gerçeklerden kopmuş bir imparatorluk portresi çiziliyor. Yazarın psikolojisinde hayal kırıklığı, öfke ve acı bir yüzleşme duygusu hissediliyor. Eserde, Osmanlı'nın Arap topraklarını yeterince tanımadığı, halkla sağlıklı bağlar kuramadığı ve geçmişin ihtişamına sığınarak geleceği göremediği eleştirisi var. Falih Rıfkı'nın anlatım üslubu son derece sade, açık ve gazeteci gözüyle ayrıntıları yakalayan bir nitelik taşıyor, süslü cümlelerden uzak durarak gerçekleri doğrudan aktarmayı tercih etmiş. "Zeytindağı", bir savaş hatıratından öte, bir medeniyetin çözülüşünü içeriden anlatan, Cumhuriyet düşüncesinin fikrî temellerini anlamak açısından da büyük önem taşıyan güçlü bir tarihi eserdir.
1000Kitap
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,8bin okunma
Puan vermedi·542 syf.··
2026 68. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 10:52
Guadeloupelu yazar Maryse Condé, sömürgecilik, kölelik, kimlik, diaspora ve kültürel aidiyet temalarını işlediği eserleriyle Karayip edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Segu, dört ciltlik büyük bir tarihsel roman serisinin ilk kitabıdır. Türkçede ilk cilt Segu Toprak Surları adıyla yayımlanmıştır. Roman, 18. yüzyılın sonları ile 19. yüzyılın başlarında, günümüz Mali sınırları içinde yer alan Bambara Krallığı’nın başkenti Segu’da yaşayan Bambara soylusu Dousika Traoré ve onun ailesinin üç kuşak boyunca erkek üyelerinin yaşamlarını anlatır. Erkeklerin hayatları anlatılırken eşlere, annelere ve zaman zaman kız çocuklarına da yer verilse de romanın odağında erkeklerin bu dönemdeki yaşantıları ve hayata, dine, köleliğe, farklı inançlara ve kadınlara bakışları yer alır. Bu yaşamlar aracılığıyla bölgenin dini, kültürü, doğası, insan yaşamı ve tarihiyle birlikte dönemin kölelik sistemi, siyasi yapısı ve toplumsal dönüşümleri hakkında da bilgi ediniriz. Romanın ilk kısmında Dousika Traoré ile tanışırken aynı zamanda çocuklarının seçimleriyle ilgili ipuçları da almaya başlarız. Çok tanrılı bir dine inanan Dousika Traoré’nin ilk oğlu Tiékoro’nun İslamiyet’e ilgisi, Siga’nın Tiékoro’ya karşı içinde büyüttüğü öfke, Naba’nın Tiékoro ile ilişkisi ve kardeşinin gidişinden sonra değişen hayatı ile Malobali’nin doğumu gibi olaylar sayesinde kardeşlerin aile içindeki yerlerini ve birbirleriyle olan ilişkilerini öğreniriz. Çocukların her biri farklı hayat yolculuklarına çıkar. Tiékoro, İslamiyeti öğrenmek için Siga ile birlikte bir yolculuğa çıkar. Bir süre sonra yolları ayrılır ve Tiékoro eğitim alacağı yerde yaşamını sürdürür. Onun geçmiş yaşamı ile yeni kabul ettiği ve öğrenmeye çalıştığı din arasındaki ikilemlerine, farklı bir etnik kökene sahip olması nedeniyle bulunduğu
Segu Toprak SurlarMaryse Condé · Bilgi Yayınevi · 202437 okunma