"Kader kader... Buna kader demezler Abdi Ağa!" dedi."Bu kader değil. Bir kedinin, köpeğin, uçan kuşun, neyin üstüne bu kadar varırsan birincisinde korkar, ikincisinde... Üçüncüsünde canını dişine takar kaplan kesilir... Parçalar seni. İnsanların üstüne bu kadar varmamalı. Almış kaçmış... Allah belalarını versin. Ko gitsinler..." dedi.
Bazen onun doğadan ve doğanın ayrıntılarından büyülenme yeteneğini kıskanıyordu. Merakla neden böyle bir kadının, böylesine heyecan dolu, böylesine doğaya ve dünyaya aşık, nesnelerin görkemiyle bu kadar ilgili bir kadının bu kadar planlı ve mantığıyla yaşayan bir dedektifle evlendiğini düşündü. Renksiz mesleğini bir gün bir kenara iteceğini mi düşünmüştü? Kırlarla dolu bir emeklilik fantezisinde farklı bir insana dönüşeceği hayaline mi kapılmıştı?