Nilay ARABULAN

kendisini yaptırıp döşeyenlerce bırakılmış, sonra başkalarınca satın alınmış bir ev ilk sahiplerinin kokusunu ve havasını nasıl saklarsa, ben de, odile’in damgasını taşıyordum, bundan böyle, tümüyle benim olmayan bir ruhla dolaşıyordum yaşamda. gerçek beğenilerimi, o kaygılı marcenat ruhumu şimdi daha çok isabelle’de buluyordum, bu akşam onda bir zamanlar benim öz niteliğimken bir başkasının aklımdan sildiği ciddilik ve eğlence tiksintisini ayıpladığımı düşünmek tuhaftı.
Sayfa 138·Kitabı okudu
Reklam
“Evladım. Benim nazarımda genç olmakla ihtiyar olmak arasında bir fark yoktur. Belki ihtiyarlık, bu manasız sürüklenmeyi sona yaklaştırmış olmak bakımından, daha da iyidir; fakat bazı şeyler var ki, onları yüklenmek için yaşlı omuzlar kafi gelmeyeceğe benziyor. Bakalım..” dedi.
Sayfa 75·Kitabı okudu
İnsan oturduğu odanın duvarlarından biri yok oluvermiş gibi bir noksanlık, bir çıplaklık duyuyor, bir gün evveline kadar kolumuz, bacağımız gibi pek tabii surette mevcut olan bir şeyin birdenbire hiç olmasına inanmak istemiyordu.
Sayfa 55·Kitabı okudu
- Seksen yaşında olmakla, sonun giderek yaklaşmasıyla nasıl baş ediyorsunuz? - Schopenhauer’ın tutkulu aşkı, insanı kör eden güneş ışığıyla kıyasladığı bir lafı vardır. Yaşamın ileriki yıllarında bu ışık azalınca onun yüzünden daha önce göremediğimiz muhteşem bir yıldızlı gökyüzü belirmeye başlar. Dolayısıyla benim için de gençliğe özgü, bazen zalimce olabilen tutkularımın sönüp gitmesi daha önce göz ardı ettiğim yıldızlı gökyüzünün pek çok diğer mucizesinin kıymetini anlamamı sağladı.
Sayfa 51
Gözünü açıp kapıyorsun ve bir bakıyorsun ki hayat bitmiş. İşte bu kadar. Saklanacak yer yok. Güvenlik diye bir şey yok. Geçicilik. Yaşam geçici.
Sayfa 23
Reklam