Bana gelirsek, ben artık Tanrı'ya inanmıyorum ve ayin istemiyorum. Ben sadece, bir tek sana inanıyorum. Yalnızca seni seviyorum ve sadece sende biraz daha yaşamaya devam etmek istiyorum. Ah! Evet sevgilim, yılda bir gün senin yanında nasıl yaşadıysam öyle..
Sadece yalnızlık çeken çocuklar tutkularını bütünüyle, dağılmaksızın koruyabilirler,ötekiler, duygularını başkalarıyla beraberlik atmosferinde gevezeliklerle harcarlar, yakınlıklarla köreltirler, aşk hakkında çok şey okumuşlardır, duymuşlardır ve aşkın ortak bir kader olduğunu bilirler. Onunla bir oyuncakmışcasına oynarlar, tıpkı ilk sigaralarını içen erkek çocukları gibi, onunla böbürlenirler.
Zamanla herkesin sende hissettiği bir seyi ben bilinçaltımda algılamıştım, sen ikili bir hayat yaşıyordun, bir yönüyle aydınlık, tamamen dünyaya açık bir yüzey, öteki yönüyle ise çok karanlık ve sadece senin bildiğin bir yüzey. Bu dibi gözükmeyen derinlerdeki ikili yapıyı, varlığının sırrını ben, yani on üç yaşındaki küçücük ben, daha ilk başta hissetmiştim.
Kelimelerim seni korkutmasın; ölmüş olan biri artık hiçbir şey istemez, sevilmeyi de, kendisine acınmasını da, teselli edilmeyi de istemez. Senden tek istediğim, şu anda sana kaçmakta olan acımın hakkımda ele verdiği her şeye inanmandır.
Çocuk saflıkları bozulmadan, vicdanları kirlenmeden, kendileri acı çekip başkalarına da çektirmeden gitsinler şu kokuşmuş dünyamızdan. Al götür şunları, ulu Enesay!