Yazar yaşananları satır aralarına serpiştirmek ister gibi, oyun oynar gibi bol bol virgül sermiş yollarımıza..
Bu hikayede kişiler yok, isimler yok.
İlk kör ve karısı var; doktor, doktorun karısı, şaşı çocuk, tek gözü bantlı yaşlı adam, koyu renkli gözlüklü kız, ahlaksız körler ve daha niceleri..
Çünkü bu hikayede kişiler önemli değil, önemli olan kişilikler, olgular ve olaylar karşısında gösterilen tutumlar, davranışlar..
Körlük..
Ama bildiğimiz Kara körlük değil,
Ucu bucağı olmayan bembeyaz bir körlük..
Bilinmeyen bir ülkede,
Bilinmeyen bir şehirde
Bildiğimiz insanlık..
Gördüğün daha doğrusu göremediğin ne olursa olsun
İçi karaysa insanın, vicdanı karaysa;
Kaos, adetsizlik, sonu olmayan rezillik kaçınılmazdı..
Bunca körlüğün içinde içimize umut serpen,
Körelmiş insanlığı bilemeye çalışan bir çift göz..
İnsan şunu kendine sormadan edemiyor:
'Sevgili İnsanlık, hangi karanlıkta kaybettik birbirimizi?'