10/10
·280 syf.··
2026 25. kitabı
D Koğuşu Psikolojik gerilim kitaplarının iyi yazılmışlarının hayranıyım. Yazardan okuduğum dördüncü kitaptı (Hizmetçi serisi ve Sakın Yalan Söyleme kitaplarını okumuştum.) ve benim için şimdilik en iyisiydi. Gerçekten her sayfada gerim gerim gerildim, kitabı elimden bırakamadım… Böyle kurgularda sırf şaşırtıcı olsun diye çok saçma bağlantılar kurulan kitaplar da okumuştum fakat bu kitapta hem kurgu, hem de olayların işlenişi çok iyiydi. Kalp atışınızı hızlandıracak bir kitap okuyacaksınız. Konuya gelecek olursak; Amy, tıp fakültesinde okuyan bir öğrencidir ve psikiyatri stajında, hastanenin dokuzuncu katındaki D Koğuşu’nda nöbet tutması gerektiğini öğrenir. Bu nöbet fikri onda büyük bir huzursuzluk oluşturur, çünkü D koğuşundaki hastalar diğer insanlar için tehlike arz ettiğinden tamamen kilitli bir katta tutulmaktadır. 12 saatlik bir nöbette en fazla ne olabilir ki ? Diye düşünüyorsanız her dakikanın saat gibi aktığı bir zaman akışına hazırlıklı olun… D koğuşunda nöbet vakti geldiğinde önce sakin başlayan gece birer birer sürprizlerin ve geçmişten gelen kişilerle beklenmeyen karşılaşmaların etkisi sayesinde büyük bir ivme kazanır. Kitapta akıl hastası insanların diyaloglarından, doktor ve hatta stajyerlerin söylemlerinden hiç birine doğru dürüst güvenemedim. Herkes yalan söylüyor olabilir. Kim gerçek, kim sahte, kim tehlikeli, kim korumacı Amy için sınavlarla dolu bir gece yaşanmaktadır. Çok güzel ters köşelerle doluydu. Beni çok şaşırttı. Tavsiyedir.
D KoğuşuFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20243,614 okunma
Efendimiz (sav) ‘e iftira ,hakaret !
Puan vermedi
Allah aşkına buna artık dur diyelim! Gün geçmiyor ki, Peygamberimize yeni bir hakaret edilmemiş olsun! Entelektüellik adına Peygamber Efendimiz Aleyhisselama hakareti mazur mu göreceğiz , edebiyat adınadır diye görmezden mi geleceğiz ? Bu kitapta Efendimiz Aleyhisselama ciddi hakaretler var! Bu kitaba tepki göstermek, toplatmak boynumuza borç değil mi? Buna bağnazlık mı barbarlık mı ne derseniz deyin! Yeter artık, başlarım sizin entelektüelliğinize! Sonra yakınca yaktı, yıkınca yıktı oluyoruz! Allah rızası için okumayın okutmayın ! Allah rızası için buyrun bu kitabı toplatalım! !Kırmızı kedi yayınevi bu alçak kitabı topla! Harun Çetin İşte hakaret içeren cümleler: "Bildiğimiz gibi Muhammed Arabistan’da doğmuş, önceleri devecilik yapan yoksul bir kişiyken tüccarlarla mal almaya gidermiş. Bu yolculukların birinde tüccarlarla o zaman nüfusu Hristiyan olan Mısır’a gitmiş. Arabistan çöllerinde bir münzevi keşişin yaşadığı bir şapele girmiş. Şapelin dar ve alçak kapısı o girerken öylesine büyüyümüş ve genişlemiş ki, adeta bir sarayın ya da malikanenin kapısı gibi olmuş. (...) Ondan sonra çok akıllı, zengin ve önemli bir gökbilimci olmuş. Horasan Bey’i ona valilik görevi vermiş ve çok iyi bir yönetici olmuş. Bey ölünce onun dul eşi Hatice’yi kendine eş olarak almış. Muhammed’in şifasız bir hastalığı varmış, nöbet geçirip bayıldığı için karısı onunla evlendiğine pişmanmış. Ama Muhammed onu her nöbette Cebrail adındaki meleğin kendisine mesaj getirdiğine, bu meleğin ışığının ve gücünün onu kendine getirdiğine inandırmış." s. 109. "Muhammed, Venedikli tüccarların sık sık mal almaya gittikleri Hindistan yolunda Arabistan ve Ortadoğu’dan geçerken Sina Dağı’nın ötesinde denize bir gün uzaktaki çölde bir münzevi bir din adamına saygıyla bağılmış. Orada bütün gece vaaz dinleyip
Alıntı
Sir John Mandeville’in SeyahatleriSir John Mandeville · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20242 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·280 syf.··
2025 58. kitabı
Okuma grubumuz ile okuduğum D Koğuşu, Hizmetçi serisinin yazarı olarak bilinen Freida McFadden ile tanışma kitabım oldu. En son lise yıllarında polisiye-gerilim kitapları okumuş bir okur olarak D Koğuşu bana öğrencilik yıllarımı hatırlattı. Türk Ve Dünya Edebiyatı Klasikleri okumaya o kadar alışmışım ki gerilim kitaplarının o yüreği ağza getiren kurgusuna uzak kaldığımı fark ettim. Meğer gerilim okumayı ne kadar özlemişim. Kitapta Amy isimli bir tıp öğrencisinin hastanedeki ağır psikolojik hastaların kaldığı D Koğuşu isimli bir katta geçirdiği bir gece nöbeti ve bu nöbette başından geçenler anlatılıyor. Heyecan o kadar güzel hissettiriyor ki kendini kitapta, elinizden bırakamıyorsunuz. Adrenalin yüklü bir kurgu olmuş diyebiliriz. Bazı bölümlerde tahminleri tuttursanız da yazar sizi ters köşe yapabiliyor. Yazarın dili de bir o kadar sade ve anlaşılırlığı yüksek. Okunması oldukça hızlı ve keyifli bir kitaptı. Bir günde okuyabileceğiniz kadar da sürükleyici. Kitapla kalın
D KoğuşuFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20243,614 okunma
9/10
·166 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
Merhabalar Bugün sizlere yüreğimize dokunan bir kitap ile geldim yazarın anlatımı yazımı çok iyi yormadan okuyorsunuz. Hangi hep deriz ya dağın bir görünen yüzü vardır, birde görünmeyen yüzü... İşte okurken tam olarak bu cümleyi hissedeceksiniz. Yazar ferhat avciçetinin kaleme aldığı Dağın Ardı kitabını okumanızı tavsiye ederim... "Bizim terörle olan mücadelemiz sadece çatışmalarda bir kaç törörist etkisiz hale getirmek değildir Binbaşım. Bizim asıl mücadelemiz bu on dört on beş yaşındaki çocukları dağa götüren, onların eline kalem yerine silah veren, onların arkasına saklananlarladır..." Bazı kitaplar kalbimize dokunur bazıları aklımıza bazıları vicdanımıza. Bazıları vardırki bunların hepsini birlikte yapar evet Dağın Ardı kitabı bende derim etkiler bıraktı gerçek yaşam olması ayrıca üzdü. Hergün köylerinde okul olmadığı için liseye saatlerce yol yürüyen iki arkadaşın hikayesi. Mehmet ve Salih biraz harçlık, biraz şefkate ne yazıkki kanıp dağa çıktılar. Tabi bildikleri bekledikleri çok başkaydı. Daha ilk dakika pişman oldular ama geri dönüş yoktu. Özellikle Mehmet'in uğradığı bir olay ne kadar acı. Yanlışın neresinden dönersen iyidir ama can yakmadan olsaydı. Bir gece vakti nöbette olan bir askerin yaklaşan töröristi fark etmesi ile başladı herşey. Bir sorgu odası me kadar sizi şaşırtır ne kadar yaralar. Sanırım bir süre okuduklarımın etkisinde kalacağım. Milletimizi millete kırdırmak bukadar kolay değil. Bir ölür bin diriliriz diye boşa demiyorlar bize. Mehmet'in anlattınları yaşadıkları tek tek şahit olup okuyoruz. Bir şehidimiz ölürken bile teroristin çocuk olduğunu görünce eve dönmesini söylüyor. Orda birşeyler dank ediyor zarar gelmeyeceğini anlıyor ama işte işteler geçen zaman giden çocukluk... Mehmet'in doğru yolunu buluşunu ve olayları bir de böyle
1000Kitap
Dağın ArdıFerhat Çetin · Gurur Matbaa · 202115 okunma
10/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2025 30. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2025 11:50
Karşısında diz çöktüğümüz ve yenilgiyi kabullendiğimiz o an… Ölüme karşı verilen 45 dakikalık savaşın sonunda kaybeden olmak… Ve bu soğuk gerçeklikle sağlık çalışanları olarak yeniden ve yeniden yüzleşmek… (dün nöbette çalan mavi kodun ve peşi sıra yaşadıklarımın içimde bıraktığı izlerle). Bizler, hayatın ince ipi üzerinde yürüyen cambazlar gibiyiz; her müdahalede tüm çabamızı ortaya koysak da bazen sonuç değişmez. Ölüme bu kadar yakından tanıklık etmek, yaşamın değerini daha derinden algılamamıza vesile oluyor ve bize şunu gösteriyor: Sonu olmayan bir şeyin değeri olmazdı, olamazdı. Bu kitap, kitapçıda gördüğüm anda “okumalıyım” hissiyle elime aldığım ve bir çırpıda bitirdiğim bir eser oldu. Yakın zamanda sevdiğim ve çok bağlandığım bir canlıyı —evcil kedimi— kaybetmenin bıraktığı acıyı nasıl çözümleyebilirim diye düşünürken yolum onunla kesişti. Ve tabii, her insanın hayatında ölümle yüzleşmese bile ölümü düşündüğü, sorguladığı dönemler olur. Ben de böyle bir dönemin içindeydim. Bu kitap yalnızca yaralarımı sarmama yardımcı olmadı; ölümü anlamlandırmak, kabullenmek ve içimdeki acıyı daha sağlıklı bir yere koyabilmek açısından da bana çok şey kattı. “Böyle bakıldığında ölüm, hayata karşı değil, hayat lehine güçlü bir argümandır; hayatı değerli kılar…” Peki sizce ölümün hayata kattığı anlam nedir?
Ölümü AtlatmakWilhelm Schmid · İletişim Yayınları · 082 okunma
7/10
·192 syf.··
2025 74. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2025 16:52
1.0 Lise Yılları ve Aşkın Doğuşu 1.1 İlk Karşılaşma ve Zıt Kutupların Çekimi Selim ve Leyla'nın aşkı, lisenin eskimiş ahşap kokan koridorlarında, sıradan bir günde ansızın parlayan bir kıvılcımla başlar. Selim için o an, zamanın durduğu ve hayatın yeniden anlam kazandığı bir dönüm noktası olur. O güne dek asi ve huzursuz bir ruhla yaşayan, dersleri umursamayan Selim, Leyla'nın asil ve ahenkli güzelliği karşısında derinden etkilenir. Bu karşılaşma, birbirine tamamen zıt iki karakterin kaderini birleştirir. Karakterlerin bu zıtlığı, ilişkilerinin temel dinamiğini oluşturur ve onları birbirine çeken en büyük güç olur: Selim Asi, huzursuz, dersleri umursamaz Anı yaşayan, kurallara meydan okuyan Leyla Uyumlu, disiplinli, notları kusursuz Düzenli, kurallara bağlı, planlı 1.2 Israrlı Bekleyiş ve İlk Temas Selim, bu beklenmedik sevdanın peşinden gitmeye kararlıdır. Leyla'nın ailesiyle yaşadığı apartmanın karşısındaki Saratoga Pastanesi'ne adeta kamp kurar; saatlerce onu bir anlığına görebilme umuduyla bekler. Leyla'ya doğrudan yaklaşmaya cesaret edemediği için, arkadaşı Mehmet'ten yardım ister. Mehmet aracılığıyla gönderdiği ilk mektup, aralarındaki bağın ilk somut adımı olur. Leyla, mektubu alırken utangaç ve panik içinde olsa da reddetmez; bu durum Selim için büyük bir umut kaynağıdır. Ertesi gün sınıfta yaşananlar, bu gizli bağın başlangıcını mühürler. Ders zili çaldığında, herkes dışarı çıkarken Leyla arkasını dönüp Selim'e kısa ama anlamlı bir bakış atar. Bu, onların ilk göz temasıdır ve aralarında kelimelere dökülmeyen, sır dolu bir ilişkinin temelini atar. 1.3 Muhallebicideki Buluşma ve İlişkinin Derinleşmesi Selim, ikinci mektubunda Leyla'yı Renkli Sinema'nın arkasındaki küçük muhallebiciye davet eder. Umutsuzca beklediği bir anda
Edebiyat
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,4bin okunma