Eray Öztürk

“Hayat işte, böyle oldu… Hep üzüntüler, problemler, çaresizlikler derken. Bir bilseniz…” “Vah vah…” “Efendim?” “Vah vah, dedim. İstediğin bu değil mi? Sana acıyacağım, sen de bir gün daha yırtacaksın. Kendine acımayı ya da birinin sana acımasını başardığın her gün, bir kez daha kurtuluyorsun, değil mi?” Sakınıyorum, ben içeri sızmaya çalıştıkça eliyle öteye ittiriyor sanki beni. Ne oluyor? Şöyle bir toparlanıyorum. “Nereden kurtuluyorum?” diyorum, sinirime hâkim olmaya çalışarak. “Sorumluluk almaktan. Yaşamına, kendinle ilgili sorumluluk almaktan tabii.” “Yanılıyorsunuz, ben her zaman sorumluluklarımı yerine getirdim. Asıl getirmeyenler…” “Bla bla bla, hep başkaları değil mi? Hep başkaları suçlu, dünya suçlu…” Gülüyor. “Ne sıkıcı bir kaset bu, dönüyor da dönüyor yarabbi.”
Sayfa 103·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sessizlik. Uzayan bir sessizlik. Ve bir zaman sonra o, sessizliği yine deliyor: ‘Her şey soluğunu tutmuş, seni bekliyor. Fark ettin mi?’ İşte bu ses tonu başka, dünkü ses tonundan farklı. Zıpkın gibi. Sanki başka bir kanala geçiyor da oradan konuşmaya başlıyor. ‘Efendim?’ ‘Diptesin, en dipte. Belli ki orada, öylece hareketsiz yatıyorsun günlerdir. Dipte olmak fırsattır oysa. Seni bekliyoruz, diyorum. Uyanacak mısın?’
Sayfa 94·Kitabı okudu
İnsan çok değerliydi. Değerini bilip, değeri yaşama geri vermeli ve tekrar değer almalıydı böylelikle. İşte bu yüzden herkes olmaya geldiğinin hep daha iyisini olmayı hedefleyip, yapmaya geldiğinin en iyisini yapmaya çalışmalı bu dünyada. Her birimiz bunu hedeflemeli, yaşamımızda bunu hedefleyenlere yer vermeliydik. Ancak o zaman yaşanan deneyimler hep daha iyiye gidebilirdi. Yaşam o zaman bir harikalar diyarı olabilirdi.
Sayfa 83·Kitabı okudu

Eray Öztürk

, bir kitap okudu
Puan vermedi·184 syf.·
3 günde okudu
·
2024 10. kitabı
José Mauro de Vasconcelos
8.8/10 · 275,6bin okunma
“Yalınayak olduğum için utandım, çünkü Serginho’nun ayağında rugan ayakkabılar vardı, bembeyaz çoraplar kırmızı lastik askılarla tutturulmuştu. Ayakkabının cilası öyle parlaktı ki her şeyi yansıtıyordu. Yansımada babamın gözlerini bile gördüğümü sandım. Zorlukla yutkundum. ‘N’oldu, Zezé? Sende bir tuhaflık var.’ ‘Hiç. Yakından daha güzelmiş. Noel hediyesi mi?’ ‘Öyle.’ Daha rahat konuşabilmek için bisikletten indi ve bahçe kapısını açtı. ‘Bir sürü hediye geldi. Bir pikap, üç takım elbise, bir sürü masal kitabı, en büyüğünden bir kutu boya kalemi. İçinde türlü türlü oyunlar bulunan bir kutu, pervanesi dönen bir uçak. Beyaz yelkenli iki tekne…’ Başımı önüme eğdim ve Totoca’nın dediğini hatırladım, Bebek İsa sadece zenginleri seviyordu.”
Sayfa 55·Kitabı okudu