Eray Öztürk

Hiç kimse bizi kendimizden daha fazla sömüremez, hiç kimse bize kendimizin verdiği zarardan daha fazla zarar veremez. Bize asıl zarar veren, içimizdeki Yargıç, Kurban ve inanç sistemimizdir. Evet, insanlar annelerinin, babalarının, kayınlarının, kocalarının kendilerini sömürdüğünü, kullandığını, suiistimal ettiğini söylüyor, ama biz bunun çok daha fazlasını kendimize yapıyoruz. İçimizdeki Yargıç’tan daha acımasız bir yargıç olamaz. Başkalarının önünde bir hata yaptığımızda, hatamızı kabul etmeyip örtbas etmeye çalışırız. Ama yalnız kaldığımızda, Yargıç üzerimize öylesine gelir ki, suçluluk duygusu öylesine güçlü olur ki, kendimizi aptal, kötü ve değersiz hissederiz.
Sayfa 35·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Ve şunu keşfetti: Var olan her şey, Tanrı dediğimiz tek olan canın, farklı ifadeleridir. Her şey Tanrıdır. İnsanın algılaması, ışığın yansımasını algılamaktan başka bir şey değildir. Maddenin bir ayna olduğunu gördü. Her şey, ışığı yansıtan ve bu ışıkla görüntüler yaratan bir aynadır. İllüzyon dünyası, rüya gibi kendimizi olduğumuz gibi görmemizi engelleyen bir duman gibidir. ‘Gerçek biz, saf sevgi, saf ışığız,’ dedi. Bu derin farkındalık hayatını değiştirmedi. Artık gerçekten kim olduğunu biliyordu. Etrafına bakındı. Diğer insanları ve doğayı, farklı algıladığını fark ettiğinde şaşkınlığa düştü. Her şeyde kendisini görüyordu. Her insan, her hayvan, her ağaç, su, yağmur, bulutlar, toprak, hepsi kendisiydi. Hayatın, tonal ve nagual’i farklı farklı karıştırarak, milyarlarca farklı hayatın ifadelerini yarattığını gördü. Bu birkaç saniye içinde her şeyi kavradı, her şeyi anladı. Çok heyecanlanmıştı, yüreği huzurla dolmuştu. İnsanlarla keşfettiği şeyi paylaşmak için sabırsızlanıyordu. Ama bildiklerini anlatacak sözler bulamıyordu. Dili döndüğünce anlatmaya çalıştı ama diğerleri onu anlamadı. Değiştiğini görüyorlardı. Çok güzel bir şey gözlerinden ve sesinden etrafa yayılıyordu. Artık hiçbir şeyi ve hiç kimseyi yargılamadığını fark ettiler. Artık o, diğerleri gibi değildi.”
Sayfa 20·Kitabı okudu
Bir Toltek'in dedigi gibi; "Biz agaca baktigimizda onu dinler ve ondan çok sey ögreniriz. Siz beyazlar, agaçtan ne kadar kereste ve kar elde edebileceginizi hesaplarsiniz."
Sayfa 8·Kitabı okudu

Eray Öztürk

, bir kitap okudu
Puan vermedi·408 syf.·
2024 11. kitabı
Piraye
7.6/10 · 15,2bin okunma
Bir süre sesini çıkarmadı. Duymadı mı acaba diye düşünürken, “Bak,” dedi, “yaşamında bir şeylerin değişmesini istiyorsan, öncelikle şikâyet etmekten vazgeçeceksin. Tümüyle… Şikâyet, insanın başvurduğu en alçaltıcı yöntemlerden biri.” “Sana katılmıyorum. Ne yani? Bir durum hoşuma gitmiyorsa, ama mecbur tutulduysam, şikâyet edeceğim tabii.” “Şikâyet, kendi oluşturduğun tatsız gerçekliğe, bir başkası ya da başkalarının sebep olduğu palavrasına dayanmak; bu sebeple kendine acımak ve kendin yetmiyormuş gibi, bu ne kadar kurban olduğun masalına karşındakini de inandırma çabasından başka bir şey değildir. Ve bence insanın muhteşemliği göz ardı edilirse çok üzücü olur.”
Sayfa 139·Kitabı okudu