b

b
@nopenope
Hesap kullanılmamaktadır.
Beklentinizi askıda tutun
9/10
·292 syf.··
2021 31. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2021 21:53
Kitabı bitirerek Beauvoir'ın hayatının bir kesitine daha sanki dolaysız bir şekilde şahit oldum, aynı zamanda dahil oldum. Koşulları irdeledim ya da ister istemez o irdelemeleri destekledim. Beauvoir'ın bir kitabını bitirdiğimde en temelde hissettiğim şey: Şans. Onu tanımaya kalkıştığım için şanslı hissediyorum. Bu kitabın genel tavrında herhangi bir edebi kaygı yoktur, alıntıların genl durumu öyle bir izlenim yaratıp beklentinizi belli bir yöne çekebilir; beklentinizi askıda tutun. Edebi kaygı: Simone Hanıma göre oldukça ters ve kısıtlayıcı bir durum. Tabi ki kısıtlarının farkında olan özgür ve özgü düşüncelere sahip bu güzel kadın, hayatındaki bir dönemi tüm eleştirilere sitemli değinerek ve kesinlikle en başta kendine ait tarzı koyarak bu "çalışmasına" girişiyor. Yer yer yazarken ne gibi çatışmalar ve çelişkilere düştüğünü gördüğünüzde hayatını çalışma olgusuyla nasıl bütünleştirdiğini göreceksiniz aynı zamanda. Yani bu kitap neden ortaya çıktı? Bu soruya Beauvoir'ın kısaca şöyle cevap vereceğini düşünüyorum: Anlatılanların tatmin ediciliğine olan inanç ve kendini anlatma özgürlüğüyle yaşam olgusunun önemli payını oluşturan kavram ve deneyimlerin birey ve kararlar üzerindeki etkisini yazabilmek. Yazmak, aktarmak ve çalışmak gibi kavramlar Beauvoir için hayati öneme sahip, bu kitapta bir kez daha bunu iyice idrak etmiş oldum. Kitabı niçin okumalısınız sorusundan önce, ilk şu naçizane tavsiyeyi yapmak gerekiyor. Eğer Beauvoir'ın herhangi bir kitabını okumadıysanız ya da bundan önce okunması gereken kendisinin otobiyografi romanlarını okumadıysanız birden bu kitaba dalış yapmanız bana göre vakit kaybı olacaktır. Direkt bu kitaptan başlamak, yazarın anlaşılmaz bir dili olduğu yanılgısına düşürebilir. Alışılmadık ya da farklı bir tarzı var gibi bir açıklamadan ziyade,
Edebiyat
Koşulların Gücü - Birinci KitapSimone de Beauvoir · Payel Yayınevi · 199538 okunma
Reklam
Bol sanatlı feminist
9/10
·331 syf.··
2021 29. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2021 00:02
Uzun, bol araştırmalı ve yeni fikirler edinmeme olanak sağlayan bir okuma sürecimin de sonuna geldim ve inceleme yazarken neyi ne kadar anladığımı ve öğrenebildiğimi test etmek için de yazdığımı söyleyebilirim. İlk olarak kitabı rahat bir şekilde hangi okurlara tavsiye ederim diye sorarsam kendime, sanat ve tarihi ile ilgili olanların bence kesinlikle okuması gereken bir kitap. Sanat anlayışının modernlik ve kamusal alan çerçevesiyle değişimini, toplumsal cinsiyet açısından yansıttıklarını incelemek açıkçası benim için ufkumu açıcı oldu. Oldukça tatmin oldum ve kendimi huzurlu hissediyorum gerçekten... Sanat ve sanat tarihiyle çok ilgiliyim ve sanat alanında toplumsal cinsiyet olgusunun içinde yer alan kavramların devinimini, feminist bakışıyla resimleri incelemeyi çok istedim ve bu kitabı zevkle okudum. Bu yüzden sanat tarihi size sıkıcı geliyorsa, büyük ihtimalle kitap da sarmayacaktır. Ama şöyle bir durumu var: Yazarın dili oldukça sade ve anlaşılır, bu yüzden kitap oldukça akıcı ilerledi, yani önyargılı davranılmasını istemem açıkçası. Kitaptaki temel kavramların neler olduğuna gelirsek şu başlıkları sıralayabilirim. *20.yüzyıl sanatının sanat tarihindeki yeri ve dönüm noktaları, *Kadınlık "sembollerinin" sanat alanındaki yansımaları, *Sanat eseri ve sanatçı tanımlamalarındaki karşıtlık ve çelişkiler, *Sanat alanındaki kadının nesneleştirilmesi, *En çok ilgimi çeken çıplaklık meselesi, *Tarihteki kadın sanatçılarının ünü ve başarısı, *Tablolardaki "kadın modellerine" feminist bakış, *Toplumsal alanlarda, kamusal modernlik çerçevesinde, sanat mecrasında kadının yaşamındaki ikilik ya da çelişki hali, *Bakılma mevzusu ve arzusu, *Kadınlık arzularının toplumsal inşası, *Burjuva kadınlarının ayrıştırılması, *Sınıfsal farklılık ve kadın sorunları arasındaki
1000Kitap
Sanat/CinsiyetKolektif · İletişim Yayıncılık · 202151 okunma
Camus ve Ben
Puan vermedi·128 syf.··
2021 27. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2021 22:58
Özet: Camus'ye karşı özel tutumlarımın yoğunlukta olduğu bir incelemedir. Yapılacak herhangi bir tanım yoksa, başlangıçları pek beceremiyorum. İlk olarak söylemek gerekirse, bu incelemeyi yazmadan önce yazılan incelemeleri okudum ve göz gezdirdim. Yeterli açıklamalar olduğu için, kendi Camus serüvenimi anlatmak istiyorum, o yüzden uyarıyla başlamayı tercih ettim. Camus, artık okuyan ve okumayan birçok kişinin bildiği üzere, "saçmalık", "isyan", "basitlik", "özgürlük" kavramlarıyla anlatılır ve izah edilir. Beni en çok etkileyen yanları saçmalık değerlendirmesi ve başkaldırı ahlakı. Bu kitabı okurken, içten içe isteğim bu iki olguyu kitapta az da olsa bulabilmekti ve umarım yanılmadıysam bulabildiğimi düşünüyorum. Yazar, muhakkak özünde benimsediği düşünceleri ufak nüanslarla ortaya çıkarabiliyor. Yüzeyde bir suikast sürecinin yaşandığı bu tiyatro metninin ardında, adalet olgusunun dayanakları ya da geçerliliği, özgürlüğün bedelleri, ödenecek bedellerin kişinin vicdanıyla çatışmasının değerlendirişini gözlemledim. En çarpıcı cümlelerden biri: adalet için bir çocuğu öldürebilir misin? Adalet, çarpıtılan, çıkarlarla maskelenen, gelişigüzel yorumlanan ve aslının dünyada vücud bulabilmesiyle ilgili kuşku duyduğum bir olgudur. Ölüm ve yıkım ile adaletin sağlanıp sağlanamayacağı kitapta en çok üzerinde durulan bir mevzu ve günümüze kadar en çok desteklenen ve en çok tartışma konusu olan konulardan biridir de bu. Özellikle, güvenliği tesis etmekle görevlendirilen kişilerin, güvenlik ya da genel olarak adalet ve özgürlük için öldürmekle yetkilendirilmesi ve bu kişilerin bu görevi istenilen şekilde yerine getirebilmesi için edinmesi gereken görüş birliğinin ve motivasyonun nasıl sağlandığı ve gün gelip de bu düşünce birliği ve motivasyonun bozulma sürecine girdiğinde kişinin
1000Kitap
AdillerAlbert Camus · Can Yayınları · 2018963 okunma
Çılgın Sade
7/10
·426 syf.··
2021 19. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2021 22:58
Söylendiğinde kulağa hoş gelen sözcükler vardır: Sevgi, saygı, hoşgörü ve erdem... Bu kelimelerin anlamlarında sabit bir “olumluluk" yatar. Kötülük, cinayet, ölüm, yok olma sözcüklerindeki olumsuzluk gibi... İşte Sade bu durumu tepetaklak hale getiriyor. Sıkça kullandığımız, hayata bakış açımızda çok önemli bir yere sahip olan bu değerlerin Sade'ın bakış açısından nasıl göründüğünü öğrenmek için okudum bu kitabı. Peki neden öğrenmek istedim? Sıkça kullandığınız kelimeler veya değer verdiğiniz ögelerle ilgili aslında gerçekten ne hissettiğinizi merak ettiğiniz oldu mu? Sevdiğiniz bir kişiyi ya da herhangi bir şeyi neden sevdiğinizi düşündüğünüzde kendinizle ilgili rahatsız edici gerçeklerle karşılaştığınız oldu mu? Kendi inanç ve düşüncelerinizin temeline indiniz mi ya da düşüncelerinizin emanet gibi üstünüzde ağırlık oluşturduğunu, aslında size ait olmadığını fark ettiğiniz oldu mu? Ben tüm bunları yaşadım ve aykırı bir düşünüş, bambaşka bir bakış açısının varlığını hissetmek istedim ve yanlış ya da doğru mu yaptım buna şu an karar veremesem de, bunun için Sade okumaya karar verdim ve Sade beni çoğu zaman rahatsız etti, çünkü kendi değerlerimle ilgili ağzına geleni söyledi, tabi kendi gerekçelerini detaylı bir şekilde sunarak. Kimi zaman rahatlattı, hatta evet daha çok rahatlattı, kişiliğimi, özümü ön plana çıkarmamın önemini tamamen farklı konulardan ele aldığı için... Baş kahramanımız, kitabın adından da anlaşılacağı üzere, Juliette... Bu karakter üzerinden, erdemsizliğin övgüsü yapılır. Juliette, tüm ahlaki kuralları reddeden, toplumun tüm değer ve düşünce yapısına aykırı, cinselliğini en uçlarda, cinsellik içgüdüsünün onu götürdüğü her hazzı ve isteği hiç korkmadan, çekinmeden, özgürce gerçekleştiren güzel bir kadın. Yani Sade, tüm düşünce ve değer sistemini
1000Kitap
Juliette 1Marquis de Sade · Chiviyazıları Yayınevi · 2003274 okunma
Özet: Okumalısınız.
10/10
·200 syf.··
2021 1. kitabı
Dünyanın vicdanı olan bir gazeteci: Eduardo Galeano... Burcu'nun ise şimdiye dek en iyi öğretmeni... İyi ki doğdun, iyi ki yaşadın ve iyi ki yazdın. Hayatına sığdırdığı hikayeleri tüm çıplaklığı ve kendinize dahi söyleyemediğiniz gerçekleri okuduğunuzda, yaşamın verdiği acının ardındaki gizil hazzı coşkuyla tadabiliyorsunuz. Toplanın vicdan meselesi yapmamız gereken konular var. Bilirsiniz, artık üzüntülerimiz, meydan okumalarımız, karşı çıkmalarımız sunidir. Her kötü durum, bir yenisi eklendiğinde unutulur. Kolaylıkla, hiç olmamış gibi. Galiba alıştık: öldürülen kadınlara, öldürülen hayvanlara, tecavüzlere, haksızlığa uğrayan insanlara, hak ettiğimiz değeri görmemelere, köklü bir sistemin yetkisiz mikro elemanları olmaya... Kanıksadık içinde bulunduğumuz karanlığı, sonra unuttuk. Her şeyi unuttuğumuz gibi, her şeyi unuttuk. Unutulanları yeniden hatırlatma cesaretini, tozlanan ve saklanan, gözlerimizi kaçırdığımız gerçekleri söyleme inadının kişilik halidir Eduardo Galeano. Aşkın ve savaşın gündüz ve geceleri... Ne anlatıyor bu kitap? Her şeyi....Bir kitaba en fazla ne sığdırılabilirse, hepsini bulabilirsiniz. Montevideo'da dünyaya gelen yazarımız, doğduğu yerin kendi tarihinden küçük detaylar vererek, kah sevdiği kadınlardan, kah dostluklarından bahsederek, sevişmelerinden yalnız geçen gecelerine, ortak olduğu acılardan kendi iç dünyasındaki karmaşıklara kadar her şeyi bahsettiği, acılarını, hüznünü, mutluluklarını en sade haliyle, gerektiğinde ağdalı sözleriyle anlatmış. Elinize aldığınız kitap, ilk başta minik bir otobiyografi kitabı gibi görünse de, yaşamında her tür insana denk gelen, inanılmaz hikayelere dokunabilen bir gazetecinin kitabıdır. Eduardo'nun bu kitapla birlikte toplam altı kitabını okudum ve şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki: kitapları bilgi ve
1000Kitap
Aşkın ve Savaşın Gündüz ve GeceleriEduardo Galeano · Sel Yayıncılık · 2020388 okunma
Reklam