Dünyanın vicdanı olan bir gazeteci: Eduardo Galeano...
Burcu'nun ise şimdiye dek en iyi öğretmeni...
İyi ki doğdun, iyi ki yaşadın ve iyi ki yazdın. Hayatına sığdırdığı hikayeleri tüm çıplaklığı ve kendinize dahi söyleyemediğiniz gerçekleri okuduğunuzda, yaşamın verdiği acının ardındaki gizil hazzı coşkuyla tadabiliyorsunuz.
Toplanın vicdan meselesi yapmamız gereken konular var. Bilirsiniz, artık üzüntülerimiz, meydan okumalarımız, karşı çıkmalarımız sunidir. Her kötü durum, bir yenisi eklendiğinde unutulur. Kolaylıkla, hiç olmamış gibi. Galiba alıştık: öldürülen kadınlara, öldürülen hayvanlara, tecavüzlere, haksızlığa uğrayan insanlara, hak ettiğimiz değeri görmemelere, köklü bir sistemin yetkisiz mikro elemanları olmaya... Kanıksadık içinde bulunduğumuz karanlığı, sonra unuttuk. Her şeyi unuttuğumuz gibi, her şeyi unuttuk. Unutulanları yeniden hatırlatma cesaretini, tozlanan ve saklanan, gözlerimizi kaçırdığımız gerçekleri söyleme inadının kişilik halidir Eduardo Galeano.
Aşkın ve savaşın gündüz ve geceleri... Ne anlatıyor bu kitap? Her şeyi....Bir kitaba en fazla ne sığdırılabilirse, hepsini bulabilirsiniz. Montevideo'da dünyaya gelen yazarımız, doğduğu yerin kendi tarihinden küçük detaylar vererek, kah sevdiği kadınlardan, kah dostluklarından bahsederek, sevişmelerinden yalnız geçen gecelerine, ortak olduğu acılardan kendi iç dünyasındaki karmaşıklara kadar her şeyi bahsettiği, acılarını, hüznünü, mutluluklarını en sade haliyle, gerektiğinde ağdalı sözleriyle anlatmış. Elinize aldığınız kitap, ilk başta minik bir otobiyografi kitabı gibi görünse de, yaşamında her tür insana denk gelen, inanılmaz hikayelere dokunabilen bir gazetecinin kitabıdır.
Eduardo'nun bu kitapla birlikte toplam altı kitabını okudum ve şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki: kitapları bilgi ve