“Bir kadın, kendi hayatının kahramanı olmalıdır; başkasının hikâyesindeki yan karakter değil.” — Nora Ephron
Alıntı
Başka bir evrende Nora..?
Belki de Nora dan tek farkım kütüphaneyi ziyaret etmemiş olmak.. Kendi pişmanlıklar kitabımı ne zaman hafifletebilirim bilmiyorum ama istiyorum. Yaşamak istiyorum hayır hayır YAŞIYORUM. (Bu arada arafta kalsaydım büyük ihtimalle kütüphane değil internet kafe olurdu sanırım)
Duygu ve Düşünce
Reklam
Yeni Serim Ben olsam ne yapardım
Bugün sizlerle daha önce hiç denk gelmediğim, beni çok heyecanlandıran yeni bir seriye başlamak istiyorum. Bu düşünceyi bir seri haline getirmeyi çok isterim, umarım sizlerin de hoşuna gider. Serimizin temel sorusu şu: "Eğer bir kitabın ana karakteri ben olsaydım, o evrende ne yapardım?" İlk bölümün kitabı Matt Haig den Gece Yarısı Kütüphanesi Nora Seed ben olsaydım Kitabın ana karakteri Nora’nın hissettikleriyle birebir empati kurmak benim için kolay değil; çünkü hiç böyle bir şey düşünmedim. Ancak derinlemesine düşündüğümde, hayatta her şeyin üst üste geldiği, tüm kapıların yüzümüze kapandığı o kırılma noktalarında yaşama sevincini kaybetmenin ne kadar zor bir durum olduğunu tahmin edebiliyorum. Bana Nora’ya sunulan o muazzam şans verilseydi, sanırım ben de bir gezgin gibi tüm alternatif hayatlarımı tek tek denemek isterdim. Muhtemel çoğumuz hayatımızın bir döneminde "Şu kararı vermeseydim bugün hayatım nasıl olurdu?" sorusunu kendimize sormuşuzdur.Ben de sordum açıkçası bu yüzden ben tüm o kapıları denemek isterdim. Farklı ihtimalleri gezerken muhtemelen bir süre sonra şunu fark ederdim: Bu hayatların hiçbiri gerçek bana ait değil. Çünkü bizi biz yapan şey, tam olarak şu an yaşadığımız deneyimler ve verdiğimiz kararlardır. Bir şeyi değiştirmek, her şeyi değiştirmektir. Ben hangi evrenlerde yaşayabilirdim? Kendi karakterimi düşündüğümde, muhtemelen Nora kadar cesaretli kararlar alamaz ve ne olursa olsun yüzmeye devam ederdim. Ben de yapı gereği her zaman çevresindeki insanları mutlu etmeye, beklentileri karşılamaya çalışan o kişi olurdum. Bu yüzden de büyük ihtimalle kendi isteklerini erteleyen, daha sade ve durağan bir hayatın içinde bulurdum kendimi. Yüzmeyi bıraksam bile, labirentlerden çıkamazdım. Kısacası ben, Nora kadar özgür ruhlu davranıp o kırılma noktasına
Zihnimi İşgal Eden Kitap Karakterleri
Bazı karakterleri asla unutamayorum. Küçük bir olayda dâhi bir şekilde kendilerini anımsatıyorlar. Ben de dedim ki bunu neden bir liste hâline getirmeyeyim. 1- Martin Eden Martin'e ciddi anlamda hayranım. Ne zaman günlerin ne kadar kısa olduğunu, işlerimi yetiştiremediğimi düşünsem aklıma Martin'in çalışabilmek için uyku saatlerini azalttığı gelip duruyor. 2- Demir Ökçe Ernest... Distopya denilince aklıma gelen ilk karakter Ernest'ti. Bunun sebebi sanırsam Ernest'in Martin'e çok benzemesi fakat ondan daha şanslı olmasıydı. Ernest okuyucusunu bile konuşmalarıyla etkileyecek türden bir karakterdi. 3- Bir Dilim Biftek Tom King. Tom hikâyesi gereği insan vücudunun yaşlanınca tüm işlevselliğin kaybettiğini, spor gibi vücudu kullanarak para kazanılan mesleklerin yaşlandıkça bir garantisi olmadığını o kadar iyi anlatan bir karakterdi ki. Jack London hayatı sorgulatmak da oldukça başarılı bir yazar. 4- Gece Yarısı Kütüphanesi Nora'nın istediği yaşamı seçmek gibi bir hakkı olması beni okuduğum zamanlarda çok etkilemişti. Arada sırada hâlâ keşke benimde böyle bir şansım olsa diye düşünürüm. 5- Levana Aşırı kaliteli bir kötüydü. Hedeflerinden asla sapmadı. (Cress bir nevi onun yüzünden kötü şeyler yaşamış olsa bile o kalitesini sevmiştim.) 6- Cress Cress ve Thorne... Bir kitap olsam Cress olurdum sanırım. Aşırı tatlı bir çiftler. 7- Sarı Yüz June oldukça iyi yazılmış gri bir karakterdi bence. 8- Uyanış Tory. Tory ve Darcy ne kadar ikiz olsalar da Tory benim gözümde daha çok Darcy'nin ablası gibiydi. Bilmiyorum Tory'nin yeri biraz farklı bende. Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Okuduğum her yeni kitapla, hayatıma dokunan bu yüzlere yenileri eklenecek, biliyorum. Onlar benim zihnimdeki 'unutulmazlar' koleksiyonum; hikâyeler değiştikçe bu liste de benimle birlikte, kendi ritminde büyümeye
Edebiyat
ne demişler nora seed… olursa bi kere, olmazsa iki kere şükret…
Sevgili Okuyan,
Hayatta bir şeyleri yapmak için çok fırsatım oldu ama ben hepsini çarçur ettim. Kendi ihmalkârlığım ve talihsizliğim yüzünden, hayat benden kaçtı durdu ve artık mantığım benim de ondan kaçmam gerektiğini söylüyor. Kalmanın mümkün olduğunu hissetsem, kalırdım. Ama hissetmiyorum. Bu yüzden kalamam. Başka hayatları da karartıyorum. Verecek hiçbir şeyim yok. Özür dilerim. Birbirinize iyi davranın. Hoşça kalın, Nora.
Alıntı
Reklam
Reklam