Yeni kitap uygulamasına beklerim :)
Yeni kitap uygulamalarına geçiş sağlayan arkadaşlar oluyor. Bu normal bir şey. Anormal olan ise beni bu yeni kitap uygulamalarına davet etmeleri. Arkadaşlar zaten 5 yılda bu uygulamanın içinden geçtim bir de gelip orayı da mı bozayım istiyorsunuz. Bazen ben bile “ulan burada ne işim var benim” diyorum düşünün. Bende bir uygulama kuracağım lan. Ama böyle polis uygulaması (çevirme) gibi bir şey olacak. Ne kadar kitapla alakası olmayan it uğursuz tip varsa içine toplayacağım. Gelmek isteyen yoruma yazsın 😃
Dün Rahmi Koç’un dile getirdiği sözde mizah, Kürt kadınlarına yönelik yapılan en büyük aşağılamalardan biriydi. İnsanları ırkına göre ayrıştırıp, üstüne böyle bir hadsizliği meze haline getirerek yaftalamak, kendi onursuzluğunu dile getirmekten başka bir şey değildi. Böyle şahıslar parasına, mevkisine, koltuğuna güvenir fakat söylemleriyle de insanlık adına zerre değer taşımadıklarını gösterirler. Bu Kürtlere yönelik ilk aşağılama değildi, son da olmayacak. Çünkü bu ülkede genel olarak Kürtleri küçük düşürme, ayrıştırma ve yeri geldiğinde sadece siyasi bir koz olarak kullanma durumu normalleştirilmiştir. Bu olay yaşandı fakat beni en çok tiksindiren şey, sırf söylenilenler Kürtlere yönelik olduğu için birçok şahsın yanlış olduğunu bile bile Rahmi Koç’u desteklemesi oldu. Gerçekten anlam veremiyorum, bir ırktan nasıl oluyor da bu kadar nefret ediyorlar? Şunu da dile getirmeden geçmek istemem: Bunun sadece eski kuşak bir mizah olduğunu ve çok abartıldığını söyleyenler, toplumda yaşanan her şeyi normal görmeye başlayan anormal insanlardır. Böyle insanlara insan demek bile bir hakaret gibi geliyor. Bugün yaşanan küçük bir aşağılamadan dolayı sınırımızı çizip tepkimizi dile getirmediğimizde, yarın yaşanacak başka büyük bir olaya da ses çıkaramayız. Zira insan, değerlerine yapılan saldırıyı hoş gördüğü zaman kendi onurundan ödün vermeye başlamış demektir. Bu yüzden tarih boyunca acıları dibine kadar yaşayan Kürt kadınlarımızın güçlü onuruna yönelik hiçbir hakareti kabul etmeyeceğiz. Jin, Jiyan, Azadî. ✌️
1000Kitap
Reklam
Tutunamayanlar..
Bitti. Ama bende bittim… Nereden başlasam, neyi nasıl anlatsam bilmiyorum. Yıllar önce, henüz yirmili yaşlarımın başındayken okuduğumda yazdığım kısa incelememe göz attım. Ne kadar da toymuşum. Bir de şimdi hissettiklerim var. Otuz yaşıma girerken ikinci okuyuşum da bitti. Sanırım ben de otuz senelik ömrüm boyunca çoğu zaman bu hayata tutunmayı beceremedim. Neyi, nasıl anlatayım size? Kim suçlu bu hayatta? Tutunmayı beceremeyenler mi? Yoksa kendilerinden farklı gördükleri herkesi “anormal” diye niteleyip, uçurumun kıyısında hayata tutunmaya çalışanları hiç acımadan tutundukları yerden koparıp aşağı itenler mi? Kim daha suçlu bu hayatta? Herkes gibi “normal” olmaya çabalayıp bir türlü o yapaylığı beceremeyen Selimler mi, yoksa kendileri gibi olmadığı için o Selimleri hiç acımadan uçurumun kıyısından iten tutunanlar mı? Peki ya sen? Sen kimsin? Hangisisin bu hayatta? Tüm düzene, alışılagelmiş normallere karşı çıkıp uçurumdan itilen Selim mi, yoksa herkes gibi olmayı kabul edip tutunamayanları itekleyen o normal insan mı?
Duygu ve Düşünce
Denge Arayışı ama pek bulamayış
Kendimi az çok bildim bileli pek dengem yoktu ama genelde aşırılık vardı. Ve bu ne olursa olsun. (: Üzülmek, sevinmek, umut, karamsarlık vs. hep en uçlarındaydım. Bir sınırdan sonrasında ise yine az halim yoktu: Hiçlik vardı. :) O yüzden arası bozulduktan sonra konuşabilen ya da yüz yüze bakabilen insanlara hep şaşırırdım açıkçası. En kötüsü: Yüz yüze gelmek zorundayken dahi onların hiçbir şey olmamış gibi davranabilmeleri. Yüzsüz olabilirler saygı duyuyorum ama ayıbı ya da hadsizliği olmuş olan insanların telafisiz nasıl hayata devam ettiği de meraklarım arasındaydı. Çünkü ben cansız zannedilen eşyalarda dahi bir telafi arayışındaydım. Ki o tarz insanlar genelde sıradan da değil, sözde bize değer verenler oluyor. Ve bir çöp gibi hatta ondan da değersiz muamele gösteriyorlardı, şaka gibi. O kadar mide bulandırıcı ve iğrenç geliyor ki yüzleri hayatımda görebileceğim en tiksinç şey gibi geliyor ve cidden yüzümü buruşturuyordum. Kendimi "dengesiz", "ayarsız" vs. diye nitelendirdiğimde sonralar da asıl sorunun "normal" olarak ele alınmışlar olduğunu gördüm. Benim vicdanım bir olumsuz yüzde veya ses tonunda dahi beni uyutmaz: Kafamı koyup gözden geçirirken belki yoğunluktan arka plana attığım şey "Şuna şöyle yaptın ve haksızdın. Düzeltmedin ki nasıl uyuyacaksın, uykunda ölüp ölmeyeceğin bile belli değilken nasıl uyuyup ertelemeyi göze alırsın? Kendine yakıştırıyor musun, Allah seni her an gözetirken bu yanlışını görmediğini mi sanıyorsun? Düzelt sonra ne yaparsan yap." şeklindeydi. Dışarıdan çok ters, dediğim dedik, umursamaz, donuk, gıcık, belki ruh hastası modumdayken dahi dikkatli olmaya çalışırdım: Belirdiğim bir standartlık durumu vardı ve yabancı olan herkese o modu yansıtırdım. Sanırım ölçüyü nadiren başardığım en güzel olaylardan biri de bu. Biraz saldırgan
Duygu ve Düşünce
Fazla düşünmеnin sonu yazmak O da işe yaramazsa normal kafa yakmak Anormal olan bile bile ladеs Fayda etmediğini kendime söylemek en zor paragraf Çok insan tanıdım, hiç olamadım sarraf İyi niyet bir illet, bana ölene dek musallat "Gelecek muamma, güzel günler vuslat" Kalbim öyle söylüyor, beynim diyor "Sus artık" Senaryo Tanrı'nın da mucizeler hariç Oyuncular sizsiniz ve değişmeye müsait Konunun farkındayım dekorunun dâhil Bu filmin son sekansıyım ve ihtimaller sabit
Gassal
Baki: Seni çok severdim ben Nazım Abi. Gerçi Allah biliyor ya, hala severim. Yerin altında olan sevdiklerim üstündekilerden fazla. Toprağın altında olanları üstündekilerden daha iyi tanıyorum. Bir ölüye nasıl davranılır, bir canlıya nasıl davranılacağından daha iyi biliyorum. Bu normal mi sence? Hüseyin: Gayet normal, gassalsin sen. Baki: Anormal değil miyim sence ya da asosyal? Kabul edilebilir kelimelerin başına “a” eklenmiş şekilde yani. Hüseyin: Yok. Baki: Ne bileyim, senin değerlendirmen pek de genel geçer sonuçlar vermeyebilir Hüseyin Amca. #Baki #AhmetKural #Hüseyin #DemirKarahan
Dizi
Reklam
Reklam