Beynimizin aşk'a düştüğü yer...
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2026 75. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 21:37
Bugüne kadar aşkı hep kalbe yakıştırdık. Kalp kırıldı, kalp sevdi, kalp özledi dedik. Oysa Serkan Karaismailoğlu , yıllardır kalbin omuzlarına yüklediğimiz bu duygunun izini sürerek bizi beynin karmaşık koridorlarına götürüyor. Aşk, yalnızca hissettiğimiz bir duygu değil; beynimizin kurduğu muhteşem bir organizasyon. Milyarlarca insan arasında neden bazıları bize sıradan gelirken, biri bir anda bütün düşüncelerimizin merkezine yerleşiyor? Serkan Karaismailoğlu bu soruya romantik cevaplar vermiyor. Onun yerine nöronları, sinapsları, hormonları ve beynin görünmeyen çalışma sistemini anlatıyor. Ama bunu yaparken bilimi soğuk bir bilgi yığınına dönüştürmüyor. Tam tersine, insanın kendisini anlatıyor. Çünkü beynin işleyişini öğrenirken aslında kendi davranışlarımızın, seçimlerimizin ve duygularımızın kökenine de yaklaşıyoruz. En çok hoşuma giden şey, kitabın aşkın büyüsünü bozmaması oldu. Bilimsel açıklamalar çoğu zaman duyguların sihrini azaltır diye düşünülür. Fakat burada tam tersi bir durum var. Bir insanı gördüğümüzde beynimizde gerçekleşen o olağanüstü hareketliliği öğrenmek, bana aşkı daha sıradan değil, daha hayranlık uyandırıcı gösterdi. Belki de aşkı özel yapan şey, açıklanamaması değil; açıklanabildiği hâlde hâlâ insanı şaşırtabilmesidir. Aşktan Önce yalnızca aşkı değil, insan olmayı anlamaya çalışanların okuyabileceği bir kitap. Kalbim sevdiğini sanıyordu. Meğer bütün hikâyeyi sessizce beynim yazıyormuş. "Aşkı hissetmek başka, aşkın beynimizde nasıl filizlendiğini görmek bambaşka bir deneyimmiş." 2.ci kitap olan Aşktan Sonra kitabıyla görüşmek dileğiyle keyifli okumalar ve aşk dolu günler dilerim
Aşktan ÖnceSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 2026319 okunma
DİNLENEN BEYİN
Puan vermedi·256 syf.··
Beğendi
·
2026 73. kitabı
@dogan_kitap çıkan Dinlenen Beyin’i okuduğumda, modern dünyanın "durursan düşersin" dayatması altında zihnimi ne kadar hırpaladığımı çok net fark ettim. Kitap, her an bir şeyler üretmek zorunda hissettiğimiz bu çağda, hiçbir şey yapmamanın aslında beyin için ne kadar hayati olduğunu harika bir dille anlatıyor. Dr. Joseph Jebelli, boş durmayı bir tembellik değil; beynin kendini tamir ettiği, hafızayı düzenlediği ve üretkenliği beslediği çok aktif bir süreç olarak tanımlıyor. Sürekli koşturmaktan yorulan, tükenmişliğin sınırında gezen herkesin zihnini rahatlatacak,boş zamana, çalışmaya ve dinlenmeye bakış açımı tamamen değiştiren şahane bir rehber diyebilirim. Kitap, "Azıcık mola ver, kahve iç" gibi sığ kişisel gelişim tavsiyelerinin ötesinde,aşırı çalışmanın beynimizi biyolojik olarak nasıl fiziksel bir yıkıma uğrattığını çok çarpıcı nörobilimsel verilerle kanıtlıyor. Kitapta Japonya'da resmi bir ölüm nedeni kabul edilen Karoshi (aşırı çalışmaktan ölüm) vakalarını okuduğumda şok oldum. Aşırı stres altındayken salgılanan kortizol hormonu, beynin hafıza merkezi olan hipokampüsteki nöronları kelimenin tam anlamıyla zehirleyip öldürüyormuş. Yani sürekli meşgul olmak bizi daha zeki yapmıyor, aksine beynimizi fiziksel olarak küçültüyor. Uyku pasif bir durum değil, beynin en yoğun çalıştığı vakit. Biz uyurken bu sistem devreye giriyor ve gün boyu biriken toksik atıkları, zararlı proteinleri adeta yıkayarak temizliyor. Yazar, Einstein'ın karmaşık fizik problemlerinde sıkıştığında kalkıp keman çaldığını anlatıyor. Einstein bunu tembellikten değil, beynin odak ağını kapatıp Varsayılan Mod Ağı’nı açmak için yapıyormuş. Beyin özgürce yüzdüğünde, nöronlar arasında normalde kurulmayan yaratıcı bağlar kuruluyormuş. Kitabın en özgün bölümlerinden biri olan "Ağaca Sarılma Bilimi"
The Brain at RestJoseph Jebelli · Penguin Books Publishing · 20254 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·288 syf.··
2026 13. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 23:37
Hakan hocayı çok değer verdiğim bir psikologdan duymuş sonra da twitter hesabını takip etmiştim. kısa kısa kesitleri bile çok etkileyici geliyordu. zaman zaman yol göstericiydi hatta. Ayna nöronlar kritik grubumuzla 11. okumamızı bu kitapla yaptık. Tam beni sevdiğim bir okuma seferiydi. sebepleri ise şöyle; gelişimsel bilgilere değiniyordu, hem teknik konulara hem de pratik alanlarına vurgu vardı, zaman zaman düşündürüyor ve mutlaka yön gösterici bir yanı oluyordu hem de yerel örnekler ve bakış açıları vardı. hepsini bir araya getirince çoğu kişi için okuması zor hatta kalın bir kitap ortaya çıkıyor ancak Hakan hocanın deneyileriyle harmanladığı bu kitap o kitaptır yani, okunulasıdır. Peki genel olarak ne anlatıyor? bilişsel davranışçı yönünden ele alınan bakış açısını okuyoruz ancak asla bir ders niteliğinde değil. Nöroloji konusunda daha önce hiç okuma yapmamış olan kişiler kritik oturumunda o bölümü sevdiklerini anlattılar mesela. yani en bilimsel olabilecek kısım dahi sevilmişti zaten. bununla beraber ben mesleğim adına pek çok not aldım kendime. söylem örnekleri, tablo düzenleme ve açıklamaları harikaydı. mesela tabloları doldururken örnekleri belli başlı 3 kişi çerçevesinde döndürmüş hoca. onların hikayesini ve söylediği cümleleri öne alarak şöyle olmalı, böyle düşünülmüş gibi analizlerle açıklamasını sürdürüyor. bu sanki çok sık tekrar ediliyormuş gibi görünse de konuyu pekiştirmek anlamında çok işe yarıyor. hatta kitap kritiği oturumumuzda bir katılımcı "burada aslında şu kadar kişiyiz ama mehmet bey ve .. hanımı da burada sayabiliriz" dedi. yani kitaptaki o kişilerle bağ kurmuş ve yanımızda olmaları gerektiğini düşündüğünü söyledi. bu çok özel bir etki bana kalırsa. psikoloji konusunda genelde çeviri eser ve yabancı yazar önerileri yoğunluklu oluyor nitelikli
Fark Et Düşün Hisset YaşaM. Hakan Türkçapar · Kronik Kitap · 20251,945 okunma
Aşkın Mutfağına Yolculuk: Nöronlar ve Hormonlar Mesaide
8/10
·152 syf.··
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 19:26
Aşktan Önce , aşkı edebiyatın ötesinde, sinirbilim ve biyoloji perspektifinden ele alan bir bilim kitabı. Bizim o romantik şiirlerle, filmlerle süslediğimiz aşkın, aslında kafatasımızın içinde dönen devasa bir kimyasal reaksiyon olduğunu anlatıyor. Serkan Karaismailoğlu , aşkı o pembe bulutların arasından indirip doğrudan nöronların, dopaminin ve oksitosinin merkezine yerleştiriyor. Kitabı okurken aşkla ilgili aklınızda yer alan soruların cevabını bir dert ortağından ziyade bilimsel verilerden alıyorsunuz. Ama öyle sıkıcı bir ders kitabı gibi değil, sanki Serkan Hoca yanınıza oturmuş, evrimsel süreçte neden böyle farklı kararlar verdiğimizi esprili bir dille anlatıyormuş gibi. Kendi duygusal geçmişimi hatırlayarak okuduğum, meğer suç bende değil, hormonlarımdaymış :) diye rahatladığım bir yolculuk oldu. Kalbiyle düşünenlerin, bir de beynine kulak vermesi için şahane bir rehber. Aşk, beynin ödül merkezinin, dopamin aracılığıyla gerçekleştirdiği geçici bir ele geçirme operasyonudur.
Aşktan ÖnceSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 2026319 okunma
9/10
·488 syf.··
Beğendi
·
2026 128. kitabı
🅐🅡🅐🅒🅗🅝🅞🅘🅓 🅜🅐🅣🅔🅡 ...ve evrenin genişlemesi ile başladı insanların birbirlerinden uzaklaşması. Nöro-Roman Sinirbilimsel gerçeklerin, belli bir kurgu ve hayali karakterler eşliğinde okuyucuya sunulduğu roman türüdür. Herkese Merhabalar... Bugün sizlere #piamater kitabının devamı #arachnoidmater kitabı ile geldim. Evet serimiz 3 kitaptan oluşuyor ve bu kitap serinin ikinci kitabı. Tabi ki birbirinden bağımsız değiller sıralamaya göre okumalısınız. Yoksa anlamak sıkıntı olur. Karakterleri tanıyıp, isimlere alışıp, konuya da artık hakim olunca ve daha az bilimsel terimler olması ile ya da alıştığımız için öyle geldi son derece hızlı okundu diyebilirim. DNA ve genetik üzerine olan bilgiler çoğunlukla işlenmişti. Yine ilgi ile okundu ama ilk kitaba göre daha az ve daha geri planda içerik ile ilerlenilmiş karakterler üzerinden gidilmiş. İlk kitap öyle bir yerde bitti ki elinizde olmasa ne oldu ne oldu diyerek gezersiniz o kadar da net söylüyorum. Hemen bende merak edip hazır elimde olunca okudum. Olmasa nöronlarım ne yapardı bilmiyorum. Tabi cevabı buldum mu ehh orasını söyleyemem. Gerçek ile hayal arasında bir gezintiye de çıkarmış oldu. Meryam'ın gördüğü rüyaları okumaya başlarken ayy çok şükür dedim ama işte onlar rüya çıktı. Tesla ama o artık Pia neyse hayatı ile öyle gerçekler öğrendi ki... Bir an nöronlarım (kitabın bana kattığı bir şey oldu bu her şeyi nöronlara bağlayıp onlarla bütünleştirir oldum) onun yerinde sen olsan diye soru zillerini çaldı. Tesla çabuk adapte oldu ama olması gereken de o olsa gerek.(zor bir durum gerçekten yıllarca bir yalanı yaşamak,hem de neyse neyse demeyeceğim) Neyse ki Tesla da Meryam'ın günahı olmadığının farkında. Alef'den (ehh onun da ilk kitapta kim olduğu çıktı ama spoiler olur söyleyemem) kalan ipuçları ve belgeler ile Meryam'a
Arachnoid MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 202011bin okunma
Mars-Venüs Masallarından Nörobilimin Gerçeğine
Puan vermedi·224 syf.··
2025 81. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2025 11:37
Serkan Karaismailoğlu’nun kaleme aldığı "Kadın Beyni Erkek Beyni", nörobilimin o karmaşık ve soğuk koridorlarını, bir stand-up gösterisi sıcaklığında ama bir laboratuvar titizliğinde önümüze seriyor. Kitap, "Kadınlar Mars’tan, erkekler Venüs’ten" gibi popüler kültür klişelerinden sıyrılıp, rotasını tamamen biyolojik gerçekliklere ve evrimsel psikolojiye kırıyor. Karaismailoğlu, "Nöronların cinsiyeti olur mu?" sorusunun peşine düşerken, okuru binlerce yıllık bir evrimsel serüvene davet ediyor. Yazarın dehası, akademik kariyerinin getirdiği bilgi birikimini, sokaktaki insanın diline indirgeyebilmesinde yatıyor. Kitabı okurken kendinizi bir tıp fakültesi amfisinde değil, bir dost meclisinde bilimsel dedikodu yaparken buluyorsunuz. Östrojen ve testosteronun beyindeki mimariyi nasıl şekillendirdiğini anlatırken kullandığı mizahi dil, en ağır bilgileri bile bir solukta sindirmenizi sağlıyor. Karaismailoğlu, "Beyin, cinsiyetten bağımsız bir organ değildir; aksine, hormonal fırtınaların içinde şekillenen bir başyapıttır" mesajını kitabın her satırına ustalıkla işliyor. Yine de belirtmeliyim; popüler bilim kitapları arasında Louann Brizendine’in eserleri daha "saf" bir medikal duruş sergilerken, Serkan Karaismailoğlu’nun anlatımı Türkiye’deki sosyokültürel dinamikleri de işin içine katarak bizi bizden örneklerle yakalıyor. Bu yerellik, kitabın samimiyetini bir kat daha artırıyor. Kitabın kalbi, empati, iletişim ve algı dünyasındaki o devasa uçurumları anlamlandırmakta atıyor. Neden kadınlar ayrıntıları bir mikroskop hassasiyetiyle yakalarken, erkekler büyük resmi görme eğiliminde? Neden bir taraf duyguları kelimelere dökmekte ustayken, diğeri sessizliği bir sığınak olarak seçiyor? Kitap bu sorulara cevap verirken, aslında bir "kullanım kılavuzu" işlevi görüyor.
1000Kitap
Kadın Beyni Erkek BeyniSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201912,4bin okunma