Tek başıma yaşadığım daireyi hıncahınç dolduran bu arşiv yığının içine sığınma ihtiyacı duyduğuma göre, neyi kaçırmış olabilirim? Yıllar geçtikçe yerden tavana doğru yükselmeyi sürdüren bütün bu kitapların, bu eski evrakın arasında sıkışıp, yaşamaktan çok düş kurmaya mı mahkum ettim kendimi? Gazete ve dergi koleksiyonları, kataloglar, açık artırmalardan ve pazarlardan satın alınmış fotoğraf albümleri, ajandalar, mektuplar, not defterleri, her dönemden Paris haritaları ve rehberleri, çoğunluğu gereksiz şeyler, sergi, sinema biletleri ve hatta kitap ayracı olarak kullandığım kahve fişleri. Bunlar benim hafızam. Hiçbir zaman hiçbir şeyi atmayı bilemedim zaten.
Endişeli annelerin ve psikologların teşvik ettiği not verme saplantısı okuldan hızla çıkıp sivil toplumu istila etti. Bu toplum canının istediği gibi en çok satanlar listeleri yayımlıyor; Nobel Ödülleri, Oscarlar, sahte metalden kupalar dağıtıyor;
üniversiteleri sıralıyor; bankalara, şirketlere ve hatta bir zamanların egemen devletlerine not veriyor.
...
İki yüzlü bir iblis, bizi şunu veya bunu iyi ya da kötü, masum ya da zararlı diye yargılamaya zorluyor. Oysa gerçek sağduyu, eski dünyada neyin öldüğünü ve yenisinde neyin filizlendiğini ayırt eder.