size emanet ettiğim saçmalama hakkımı
geri verebilir misiniz,
aldığınız diğer şeylerle birlikte
iskambil papazlarıyla, öğle rakılarıyla,
kiraz sefalarıyla, hokkabazlarla
onlara ihtiyacım olacak artık
göz çukurlarıma iki manolya tohumu ekeceğim
büyümesi zormuş ama olsun
bana bakmazsınız bundan sonra, sararırlar bilirsiniz
ve gözlerimden öpmezsiniz bir daha olur biter
balıkların yaşama hakkını yücelteceğim bay antuan
ve kedilerin kutsallığını
bir öğleden sonrası hiçbir şey yapmadan
bir somya üzerinde uzanmayı
keşke kendimizi tutup çıkarabilseydik hayattan
çıktığım en uzun yolculuk sizdiniz bay antuan
nar çiçeklerinden karadut ağaçlarına
bir tırtılın bir yaprağa bir ömürlük aşkı
gibiydi bakmaya doyamadığım yüzünüz
kulaklarına kır çiçekleri takan çingeneler
hatırlayacaktır, bir gece kınalı'da kırık bir laterna
bulmuştuk hristos manastırı'ndan dönerken
ve yıldızları işaretlemiştik sevdiğimiz
(...)
gittiğim en uzak yer sizdiniz bay antuan
hani kendi içinde çıktığı yolculuktan
bazen eli bomboş döner ya insan
her şey bir şeye benzer sonradan
kendinizi öldürdünüz o gece, tuhaf
öldüğünüzün farkında bile olmadan
belki biraz kül kalmıştır, iyice karıştırın
yanmakla biteceğini sandığınız yalnızlığınızdan