Dilara

Yaşanabilseydi... Yeniden yaşanabilseydi, o ne yapacağını, onlara nasıl layık oldukları muameleyi yapacağını, nefsini budalaca hiç kimseye feda etmeyeceğini biliyordu. (...) Mazisi onu boğuyordu. Bütün hayatı onun üstüne adanmıştı. Bütün hayatı gençliği, gençlik seneleri ona "Budala!.. Budala!.. Budala!" diye bağırıyorlardı. "Şimdi her şeyi öğrendin... Şimdi her şeyi görüyorsun. Bizi bunun için mi feda ettin? Bunun için mi feda ettin bizi?" Ah yeniden yaşanabilseydi, diye düşünüyordu. Yeniden yaşanılabilseydi... Bütün bir ömür yapılan hataları düzeltmeye elvermeyecekti. Tekrar yaşanabilseydi... Göğsüne yavaş yavaş sükûnet, başına, düşüncelerine yavaş yavaş bir açılma, berraklık geliyordu. Tekrar yaşanabilseydi. Tekrar yaşanılabilseydi. Ne yapacaktı? Ne yapabilecekti? Ne yapabilirdi? (...) Yine aynı senede, aynı evde, aynı insanların çocuğu Şadan olarak dünyaya gelmiş olaydı, yine aynı tesirler, telkinler, hayat anlayışla büyüseydi, yine aynı karakterde olacak, yine aynı şeyler karşısında, aynı tepkileri verecek, yine aynı şeyleri yapacaktı. Aynı şeyleri... Başka türlü yapamazdı. Başka türlü yapmasına imkân yoktu. Başka türlü yapması için başka şarılar içinde, başka tesirler, telkinler alunda yetişmiş, duyguları, iç alemi ve hayata bakışı başka bir insan olması lazımdı. Yine aynı şeyleri yapacaktı. Çünkü düşünceleri berraklaştıkça şahsiyetini topluyor, şahsiyeti belirdikçe yine aynı insan oluyordu.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hayat ıstırap da olsa, keder ve hüsran da olsa nihayet mevcut olan bir şey. Yokluğun mümkün olduğu kadar gecikmesi, geç gelmesi lazım.
O, Fazılı çok sevmişti. Eskiden zannettiğinden daha fazla ve daha uzun bir zaman içinde onu sevmişti. Yıllarca onu sevmişti. Böyle bir adamı sevmenin gülünçlüğünü anlayan şuurunun bütün inkârlarına rağmen Aman Yarabbi! Omu neden o zamanlarda hala severmişim? Zaten ıstırabı da oradan gelmiyor muydu? Onu mükemmel görmek arzusundan gelmiyor muydu bu ıstırap? Onu çılgın gibi sevdiği için, onu küçük görmeye tahammülü yoktu. Onu küçük gördüğü için onu sevmeye tahammülü yoktu. Bu yüzden kendi kendisiyle kavga da etti. Kendi kendisiyle, onunla ve bütün dünya ile. Onun için. Hepsi Hepsi... Layık olmayan bir yere bağladığı gönlünün isyanıydı.
Yeniden yaşayabilseydi... (...) Fakat işte bir kere yaşadılar ve bütün insanlar gibi onlar da evvelden hiçbir ihtiyat tedbiri alamadan ve çok kere olan bitene karşı koyamadan yaşadılar.
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2026 05:53
"Ama işte... Hayatımız belki de başlangıçta bütün safhalarıyla bir şema halinde önümüze serilse ve biz onu okuyabilsek, onda yapacağımız tadilatla onu iyi bir şekle sokabilmemiz mümkündür. Lakin hayat bize evvelden nasıl olacağı gösterilen bir tasarı değildi. Hayat okunmuyor, yaşanıyor. Insan ancak birkaç kere ölüp birkaç kere dirilir ve tekrar yaşarsa ve her dirilişte ilk ömrün tecrübesiyle birlikte dünyaya gelirse hayatının belirli noktalarına gelince orada eskiden yaptığı hataları yapmamak için dikkatli olur. Fakat insan bir kere yaşıyor ve insan ömrü o kadar kısa ve insan ömrü içinde hayatımızın güzel seneleri, iyi seneleri o kadar kısıtı ki... Nihayet esen bir rüzgâr gibi dünyanın bir tarafından girip öte tarafından çıkarken eğer hayatımızın bir muhasebesini yapabilirsek, "Ah, tekrar yaşayabilseydik!" diye göğüs geçirmekten başka elimizden bir şey gelmiyor. Yeniden yaşayabilseydi..."
Yeniden YaşayabilseydikSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021308 okunma