Dilara

İnsan yarım asırları yaşarsa, bunların ne kadar kısa olduğunu ne korkunç derecede kısa olduğunu hayretle tespit ediyor. Başlangıçta sonu gelmez bir yolculuk gibi geliyor insana. Fakat son istasyona varıldı mı geçilen yolun, tıpkı masallarda olduğu gibi "bir çuvaldız boyunu aşmadığı görülüyor. "Az gitmişler, uz gitmişler, dere tepe, düz gitmişler... Altı ay bir de güz gitmişler. Bir de arkalarına dönüp bakmışlar ki, bir çuvaldız boyu yol gitmemişler."
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanların yaşadıkları, sevdikleri ve öldükleri yerde kendilerinden bıraktıkları o kadar çok şey var ki...
İnsan dünyaya geldiğine hiç pişman olmamalı. Hiçbir zaman. (...) Halbuki bizler... Yaşadığımız bu harikulade hayat içinde birkaç kere mânâsız bezginliklere düşeriz. Kaç kere Keşke dünyaya gelmeseydim, deriz. Ne saçma laf! Ne budalalık! Dünyaya gelmiş olmanın ne büyük bir nimet olduğunu hiç ama hiç takdir etmeyiz.
Hayatın ıstırap veren hakikatleri içinde, insan ölümün eşiğinde durduğu ve son defa olarak arkaya bir baktığı zaman unutulması mümkün olmayan bir "O akşam!", birçok "O akşamlar" bulmuyor mu? Hayat güzel şey doğrusu...
Belki de bugünkü bilgilerle insan tekrar yaşayacak olsa, her şeyi başka görürdü. Hayatının en güzel hatırası olan o akşam da bütün cazibesini kaybederdi. Bunca sene sonra, bunca hatıraların kaynaştığı beyninde, hiç solmadan, hiç rengini, berraklığını, ışıltısını kaybetmeden o mehtap akşamı o kadar tatlı ve o kadar harikulade olarak yaşayabilir miydi? Acaba o geceyi ona o kadar güzel gösteren şey, hayatta başka, öyle gecelerin de olabileceğini bilmemek değil miydi?