Yaşamın eksikleri tamamlamak gibi bir görevi olmadığını görmekte geç kaldım. İşte gökyüzü; ipi kopmuş uçurtmalar cenneti! Beklemekten yorgun sahipleri, elleri boş dönüyor evlerine. (...)
Yeryüzü, ekilenlerin çarpıp, biçilen yankılara dönüştüğü dağlarla çevrili de değilmiş. Elinde tırpanıyla zaman, sağır ve barbar bir eski çağ savaşçısıymış sadece.
zamanın geçişini duyuyorum
kulağa fısıldanan bir söz gibi
tek bir yaprağı bile
kıpırdatmadan geçen rüzgâr gibi
zamanın geçişini duyuyorum
yalnızca bir çıtırtı
odada gezinen ses
yerine getirilmemiş yemin gibi
zamanın geçişini duyuyorum
bize vaat edilen süre
bir çan sesi gibi eridi
bir ezan, ağızdan
ağıza çoğaldı
ulaştı yerine
gözlerimi kapadığımda
o eski kent, o yüksek minare
zamanın geçişini duyuyorum
kentin tam ortalık yerinde
burasa böyle kalmış gibi
gözleri açık
gökyüzüne
bakmaktan yorgun bir düşünce
gibi geçen zamanın
sesini duyuyorum
zamanın geçişini duyuyorum
yanımdan geçip giden insanlar gibi
uzakta, karanlıkta kaybolan
Ansızın YazTuğrul Tanyol · Kırmızı Kedi Yayınları · 2017135 okunma