Kitaba başladığımda yazım dilini sevmedim. Okumaya devam ettikçe yazarın dili görmezden gelinebilir seviyeye düştü çünkü verilmek istenen duygu yoğunluğunu çok iyi aldım. Bununla ilgili kitabı okurken bir ileti paylaşmıştım. O konudaki fikrime hâlâ katılıyorum, ilk gençliğimizin o eşsiz duygu geçişleri kitapta çok güzel yansıtılmış ama karakterler ne zaman ki ilk gençlik yaşlarını geçip de birer yetişkin olduklarında hâlâ ergenlik yıllarındaymış gibi hareket etmeleri gözüme o kadar battı ki ilk iki yüz sayfanın aksine son 180 sayfayı okurken baydı. Kadın karaktere ayrı, erkek karakterlere ayrı, kadın karakterin annesine ayrı sinir oldum. Genel olarak evet bu karakter bu profilde bir karakter diyorsunuz bu doğru ama yaş aldıkça hepimiz biraz değişmez miyiz? Yazar bunu o kadar karakterlere yedirememişti ki onların doğum günlerinden bahsedişleri basit bir günün anlatımından ibaretti. Karakter 17 yaşından 30 yaşına geldi, seçimleri davranışları ve duygu geçişleri hâlâ aynı durumda. Her şeyi geçelim, Dünyanın en değişmemesi için uygun hayata sahip olan insanı bile 15 yılda çok değişir. Bizim karakterimiz korkunç şeyler yaşadı ama neredeyse hiç değişmedi.
Her neyse, gözüme en çok batan buydu. Bunun dışında okumaktan yine de keyif aldığım bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Beni uzun bir okuyamama döneminden çıkardı, bu sebeple minnettarım.