Explorateur

... Her bar, hayatının aşkını arayanlarla doluydu, bulabilecekleri tek şey kimliksizliğin rehberliğinde samimiyetin sömürüldüğü ilişkilerdi, aynı makyajı çıkınca kendisi olamayan bir kadın gibi. Tugay’la gittiği onca barda, eve götürdükleri onca kızda fark etmişti bunu Ada, hepsi arayıştaydı, daha doğrusu onlarınki aslında kayboluştu... Aradıkları şeyi asla bulamayacakları çukurlarda kaybolarak kurtuluyorlardı kendilerinden.
İlişkiler
Reklam
Umarım bir iki kişide olsa yardımcı olmuşumdur profilimde devamı var
Tarikat! İnsanların bir araya toplanıp beyinlerinin yıkandığı ve tuhaf ölüm makinelerine dönüştürüldüğü ilkel topluluklar geldi Bilge’nin aklına ama Eti’nin devam eden kelimeleri Bilge’yi kendi düşüncelerinden sıyırdı. “Muhabbetle geçen ikinci mertebede varoluşun bilgisiyle coşarsın, sanki evren sana kapılarını açar, yıldızlara baktığında artık karanlıkta parlayan noktalar değil, yaratılışın hikâyesini görmeye başlarsın, bilim adamlarının anlatabilmek için yüzlerce kitap yazdığı kuantum algısı gelişir doğallıkla ve bu algı kişiyi üçüncü mertebeye ulaştırır, yani hakikat mertebesine. Burada artık kâinatın bir parçası olduğunun farkındasındır ve için içine sığmaz hale gelir, ruhunu, özünü hissedersin. Sende sen yoksun aslında, sen- deki Allah’tır, bilirsin. İşte hu yüzden Kuramı Kerim’de ben sana şahdamarından yakınına der Yaradan! Yakındır ama bu mertebeye gelene kadar bilmezsin. Çünkü hisse demezsin.” Bilge elini kaldırdı, bir anlık araya ihtiyacı vardı. Mertebelerle oluşturulmuştu varoluş. Şer’i atmakla başlayan, tarikatla devana eden ve hakikate varan. Uç etmişti ama Eti dört demişti. “Dördüncüsü nedir.'”’ diye sordu sakince. Eti açıkladı. “Hakikat mertebesinin sonunda fark edersin ki Allah herkestedir, her şeydedir, her yerdedir. Bunun idrakine vardığında dördüncü mertebe açılır sana, marifet.” Eti sustu, geriye yaslandı, Bilge’nin kendisinden ayrılmayan gözlerine baktı. “Uzun lafın kısası, temelde herkeste ve her şeyde Allah’ı görmeyen biri, hakiki İslamiyet’i anlamamış demektir ve temelde herkeste ve her yerde Allah’ı gören biriyse birine zarar verdiğinde Allah’ı incittiğini bilir. Yani İslam bugün çoğunun yaşadığı gibi değil Bilge ve şu an dünyanın temel sorunlarından biri, bu kadar muazzam bilgilere hayat olmuş bu kudretin yanlış anlatılması. Anlamıyor musun?
Din
...Eti tebessümle itiraz etti. “Şer’i at. Şer’i, yani kötülüğü at demektir. İlkel bir ruhun, kendi bedensel ihtiyaçları, keyifleri için diğerlerinin hakkını yememesi gerektiğini anlayana kadar ibadetlerle, ezberletilir gibi hatırlatmaya ihtiyacı olabilir. Şer’i, yani kötülüğü atabilmek için şekillendirilmiş kurallarken şeriat, bugün ifadenin katledildiği, hakkın korkuyla sindirildiği kötülüğün kaynağı haline getirilmiş' tir birçok Arap ülkesinde. Bugün Müslüman dünyası dediğimiz topluluğun büyük bir kısmı, bu ilk mertebede, yani kurallar kısmında takılı kalmıştır. Fazla sorgulamadan, soru sormayı saygısızlık sayıp biat ederek İslam’ı yaşadıklarını sanırlar ama İslam insandan düşünmesini bekler. Düşünmesini, sorgulamasını, anlamasını. Çünkü özü o kadar sağlamdır ki İslam’ı ne kadar sorgularsan o kadar seversin, anlarsın aslında. Ama İslam’ın özünü bilmeyenler korku imparatorluğu içinde ölümcül kurallarla sınırlandırdıkları insanları Allah’a hizmet etmek bahanesiyle bu birinci basamakta hapsederler. İşte bu birinci mertebeye obsesif bir şekilde takılı kalanlar fanatiğe dönüşürler ve özü hedeflemek ve tekâmülle ilerlemek yerine burada şekille sınırlı kalırlar. Şeriat takıntısıyla sevgisizleşerek şeytana hizmet etmeye başlarlar. Çünkü daha önce de söylediğim gibi şekilcilik şeytana aittir Yaradan’a değil. Bu birinci mertebenin algısını idrak edenler, yani felsefi olarak anlayanlardaysa aşk doğmaya başlar. Aşk. Bir görev gibi uygulanan kurallar, yapılan ibadetler yerini yavaş yavaş aşkla yapılan seremonilere bırakır. Ve muhabbet doğar, burası artık ikinci basamaktır ve bu İkinci basamağa tarikat mertebesi denir.”
Din
Dini bildiğini düşünenler Eti hanımefendiden bir daha öğrensinler.
Eti devam etti. “Allah bir makamdır. Ve insan, bu makamın isim ve sıfatlarının beden bulmuş halidir. İslam dünyasındaki en büyük problem farklı kavramların aynı isimlerle adlandırılmış olmasıdır. Eğer aynı karmaşa tıp dünyasında olsaydı bir düşün Bilge, böbrek dediğinde hem böbrekten, hem beyinden, hem de damarlardan bahsediyor olduğunu düşün. Ameliyata girildiğinde yapılabilecek yanlışlıkları bir düşün! Bu kavram karmaşası Kuran-ı Kerim’in dilinin eşsizliğinden gelir. Yaratılışı anlayabilmek için önce kavramları iyice anlamak lazım. Peygamberimiz döneminde İslamiyet idraki parçalara bölünmemişti, oysa şimdi İslamiyet idrakinde dört derece vardır. Birincisi şeriat mertebesidir, yani kurallara beden olarak uyma mertebesi. İlkelliğin ehlileştirilip tinselliğin ten- sellikten daha değerli olduğunu anlama mertebesi. Aklın aktive olduğu, insanın kendini diğer canlılardan ayırıp ahlakı öğrendiği mertebedir burası.”
Din
Dinciler iyi okusun lütfen
Düşün Bilge, cehennem nedir? Cahilin otoritesidir cehennem. Kendi küçücük aklıyla çözdüğünü sandığı evrenin kanunlarını, Yarada'nın kurallarını öyle indirger ki varoluşun anlamını otomatik, sığ davranışlara dönüştürür. İmanı şekle sokar! Şekilcilik tamamen şeytani bir fikir tasarımıdır. Şekle bakıp aldanırsın. Şekilcilikle kamufle olur kötülük. Sakalı uzatır, takkeyi kafaya geçirir, kamuflaj tamamdır. Halbuki inanmak, inandığını anlamak, anladığını uygulamak ne takkeyle ne sakalla alakalıdır. Zaten anlayanın o takkeye de sakala da İhtiyacı kalmaz çünkü Yaradan ASLA şekilci değildir, şekilci olan şeytandır. Bugün Kuran-1 Kerim’in orijinal fikrini, asıl anlatmak istediğini hiçbir mealinde bulamazsın. Maalesef bugün çok az kişi bilmekte Kuran’ın özde ne anlattığını. Bir örnek vermek, istiyorum Bilge, cihat ne demek?” Eti’nin bu çok iddialı sorusuyla Bilge bildiğini sandığı anlamı bilmediğini anladı, cevap vermek yerine kafasını suru sorarcasına iki yana salladı. Neydi cihat? Eti açıkladı. “Cihat kelimesi kökünü jihaad kelimesinden alır. Jihaad kelimesiyse, gayret etmek, yani ilerlemek için sürekli gayret edip çabalamak anlamına gelir. Cihat aslında kişinin çabada olması, kendi nefsiyle sürekli bir mücadelede olması demekken bugün anlamı nerelere taşınmıştır! İşte bu yüzden inanıyorum şeytanın da yeryüzüne indiğine! Çünkü hiçbir insanoğlu anlamı böyle - sine çarpıtamaz, kimse bu kadar cahil, bu kadar sapkın olamaz! Kuran-ı Kerim sana nefsinle mücadele et, en büyük mücadele nefsinle olandır, yılma, nefsini yen derken, cihatla, sen gidip can alıyorsun! Güya Allah adına O’nun yarattıklarını öldürüyorsun! Yeni yürümeye başlayan bir bebeğin her ayağa kalkmaya çalıştığında düşmesine rağmen yılmayıp yeniden ayağa kalkmasıdır cihat. .. ya da bir annenin ölmek üzere olan çocuğunu
Din
Reklam