Hayatını baştan çıkarma oyunlarına, sadece bedenini sergilemeye adamış insanları dikkatlice incele. Onlarla aynı masaya oturduğunda konuşmalarının ne kadar sığ, odaklarının ne kadar dağınık, varoluşsal vizyonlarının ne kadar dar olduğunu fark edeceksin. Onlar kendilerini birer cazibe merkezi sanırlar. Oysa gerçekte sadece hormonlarının algoritmalarına hizmet eden, dünyada hiçbir kalıcı iz bırakamayan ve yaşlandıkça ellerinde sadece çürüyen bir bedenden başka hiçbir şey kalmayacak olan trajik figürlerdir.