Bilim kurumları, birer araç olmaktan ziyade birer amaç haline gelmektedirler. Illich’e* göre, “dünyanın her yanında okulun gizli müfredatı bilimsel bilgiyi kılavuz alan bürokrasinin verimli ve yararlı olduğu mitine inandırır insanları”. Böylece temelden teslim alır ve ömür boyu içinde dolaşacakları bir çarka çeker onları. İnsanın özgürlüğüne vurulan büyük bir darbedir bu. 
Sayfa 162 - *Okulsuz Toplum, Ivan Illich·Kitabı okudu
İnsanı evrenin merkezine yerleştiren ve bütün varlıkları insanın çıkarlarına hizmetçi kılan, bu bencil/bireyci ve materyalist anlayışın, doğal dengenin bozulmasının ve önü alınamaz problemlerin ortaya çıkmasının temel sorumlusu olarak yargılanması haksızlık sayılmamalıdır.
Bu noktada antibilimciler, modern bilimin ve onun uygulaması olan teknolojinin insanoğluna daha önceki dönemlerde görülmemiş oranda bir enerjiyi kullanabilme imkanı yarattığına dikkat çekmektedirler.
İster öğretmen ister anne-baba olalım bize düşen, çocuğun kendi potansiyelinin ne olduğunu keşfetmesine, ve bu potansiyeli gerçekleştirirken yapılan şeyin kendisi için en iyisi olmasına yardımcı olmak.
Çocukların nasıl öğrendiğini senelerce gözlemleyen Maria Montessori, yazdığı kitaplarda eğitimin doğal bir süreç olduğunu, her insanda kendiliğinden geliştiğini anlatır. Çocukların, kendilerine bir şey “öğretildiği” hissi olmadan öğrenmelerinin doğalarına çok daha uygun olduğu, çok daha iyi sonuçlar verdiği, Montessori okullarının ispatı.