Bizim ülkemiz, çocuğun fiziksel bakımına azami itina gösterirken ruhuna aynı itinayla yaklaşmayan, hatta, fiziksel açıdan gösterdiği ihtimamı çocuğun ruhunu sakat bırakmak için araç olarak kullanan, fiziksel bakım vasıtasıyla aslında kendi ruhundaki acıları, zayıflıkları onarmaya çocuğunun ruhunu kendi malı gibi alet ettiğinin farkında olmayan annelerle dolu.
Çocuklar, deneyim yoluyla öğrenirler. Çocuk dokunarak öğrendiği için sehpa örtülerini çekiştirir, evde erişebildiği eşyalara uzanır. Biz öğrenme maksadıyla bunları yapmaya yeltenen çocuğu engelleyerek onun doğuştan getirdiği merakı örseler ve sonra en başından örselediğimiz bu merakın okulla birlikte yeniden ortaya çıkması için çaba sarf ederiz.
Burkart “Çocukluğumuz hakkında bir şeyler öğrenmek isteyen biri, ruhumuz hakkında bir şeyler öğrenmek istiyor demektir” demişti. Alice Miller, For Your Own Good (Senin İyiliğin İçin) kitabında Hitler'in bunca insanın katline sebep olan bir caniye dönüşmesinin nedenleri arasında, kendi çocukluğunun acısını çıkartacağı çocukları olmayışını da sayıyor.
Hayatta varoluşunuzu en güçlü, en coşkulu, en yaratıcı biçimde ortaya koyduğunuzu içinizde duyduğunuz, kendi yaptığınız, başardığınız herhangi bir şeyi düşünün; bunu aileniz sayesinde değil, ailenize rağmen başardığınızı göreceksiniz. Aile, çocuğu kendisine, halihazırda var olan dünyaya adapte etmeye çalışır. Eğer çocuk gerçekten de aileyle, dünyayla tam bir uyum ve entegrasyon içinde olursa varoluşu sahte bir varoluş olacaktır. Bizimle tıpatıp aynı şeyleri duyan, düşünen, aynı şekilde var olan bir çocuk, ilerleme anlamına gelmez, yeni, gerçek bir çocuk değildir. On sene sonra şu an olduğumuz kişiyle aynı kişiysek, düşüncelerimizde hiçbir değişiklik olmadıysa bunun, yerimizde saydığımızın kanıtı olduğu gibi.