Hayatı, gideceğini başından beri bildiğim ama için için beni bırakmayacağını ummayı seçtiğim bir serserinin rüzgarına kapılır gibi yaşadığımı ancak o zaman kavrayabildim.
Bu dünya rüyaya benzer. İnsan zanneder ki ölüm rüya gibidir. Oysa yanılır. Ölünce uyanacak insan. Yani belki de hani o çok sevdiklerin, öldü dediklerin yani ki bu dünya uykusundan uyananlar, belki de öldüğün vakit uyanacaksın da onların dizi dibinde bir uykuya daldığını anlayacaksın. Yaşadım dediklerinin bir rüya, öldü dediklerinin ölmediğini anlayacaksın belki.
Hem insan bir rüyanın içinde nasıl ki eğer rüyada olduğunu bilebilir de, onların gerçek olmadığını kavrarsa işte aynen öyle olursan, yani bu dünyada gördüklerinin gerçek olmadığını ve öleceğini bilirsen işte o vakit ölmeden evvel ölmüş olursun.
Sayfa 196 - Hüseyin oğlu Mehmed Efendi·Kitabı okudu
Dışa bakarsan yanılırsın, zira ne cevherler vardır ki bir harabenin içinde, ne nimetler vardır ki kara bir kabuğun içinde, ne eşsiz güller dikenlerin içinde... İnsan da bu misal işte... Sırf beden değildir. Öyle zannedersen hata edersin. Zira dış yanıltır, iç yanıltmaz.
Tuhaf mı bilmiyorum ama mezarlıkları seviyorum ben. Ürpertiyor beni evet, hatta bazen korkutuyor lakin zannımca geleceği öğrenebilmek sevdasında olan âdemoğlunun geleceğini görebildiği tek yer de mezarlıklar.
Her mezar taşına baktığım zaman hiç şüphe etmeden kendi geleceğimi görüyorum.