"İnsan en çok kendini dinlerken yorulur"muş. Kendimden kopup sadece sizi dinlediğim bitmesin diye direndiğim satırların sonuna geldim. Ve şimdi "Uzakların Şarkısı" sustu burada. Artık nerede kim için çalar bilmiyorum. Belki de o şarkı daima sizin içinizde adını bir roman kahramanından
almış Eylül için çalıyordur. Bizim sayfalarda dinlediğimiz ise sadece küçük bir nakaratıdır.
Her insanın içinde yaşadığı hayatla, aldığı nefesle, gözyaşlarıyla, kahkahalarıyla ritim kazanan bir şarkı vardır. Bozulan ritmimden sonra ne vakittir kulaklarımı kapattığım sesleri yeniden duymaya başlıyorum.
Eylül için üzülsem de ona kızmaktan alamıyorum kendimi. İçimdeki öfkeyi Bünyamin'e duyduğum sevgiye bağlıyorum. Her ne kadar Bünyamin'in ölü olduğuna kendimi inandırmış olsam da. Bu sevgi en az Ruhsar'ın sevgisi kadar hastalıklı, ipek böceği kadar turuncu...