Nazlı Sıla

Nazlı Sıla
MEB-Öğretmen
Yüksek Lisans
16 Ağustos 1994
73 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Puan vermedi·286 syf.··
2025 10. kitabı
Öncelikle bu kitaba bir biyografi kitabı olarak başlamayın, çünkü değil. Yazar, eseri belgesel niteliğinde bir tarihsel kurgu olarak değerlendirmiş, ancak bana göre belgesel diyebilmek için daha güçlü belgelere ve tarihsel doğrulara dayanması gerekirdi. Kitap, isminde geçtiği gibi "Fikriye ve Gazi"nin ilişkisine yer verse de, büyük bir kısmında savaş yılları anlatılıyor. Bu dönem zaten çoğumuzun aşina olduğu savaşlar, kongreler ve kişiler üzerinden aktarıldığı için, roman okuyor gibi hissetmek zor. "Acaba bilmediğim ne öğrenebilirim?" diye dikkatle okudum, fakat karakterlerin duygu ve düşüncelerinin büyük ölçüde yazarın hayal gücüne dayandığını düşündüm. Dili sade demek isterdim ama bazı bölümlerde sadelikten çok basitliğe kaçan bir anlatım vardı. Özellikle Gazi Mustafa Kemal’in sürekli alkol aldığına dair yapılan vurgu beni rahatsız etti. Latife Hanım'la olan evliliği hepimizin bilgisinde olsa da, Latife'nin kıskançlık krizlerinde söylediği cümlelerin bu kadar net bir şekilde aktarılması bana doğru gelmedi -ne kadar gerçek, tartışılır.- Yine Fikriye Hanım'ın aşkı güzelce işlenmiş, sadakatle paşasına bağlı bir kadın, intihara meyledecek kadar tutkuyla bağlanmış. Ama Atatürk'ü sürekli daldan dala konan, kalp kıran biri gibi göstermiş. Orda da ona sinir olmaktan Fikriye'ye odaklanamadım. Kurgusal tarih kitaplarını çok severim. Özellikle dipnotlu, kaynakçalı, araştırmaya yönelten metinlerden keyif alırım. Bu kitap ise bana, “Acaba o an ne konuşmuş olabilirler?” diye yazarın empatiyle kurduğu sahnelerle doldurulmuş hissi verdi. Belki de bu kurgu, Mustafa Kemal Atatürk gibi büyük bir şahsiyet üzerinden yapıldığı için beni bu kadar rahatsız etti. Çünkü böyle kişilikler söz konusu olduğunda çok daha hassas ve titiz olunması gerektiğini düşünüyorum. Açıkçası okurken hep
Gazi ve FikriyeHıfzı Topuz · Remzi Kitabevi · 20011,247 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·120 syf.··
2025 9. kitabı
118 sayfalık bu kısa ama dolu kitapta, Osmanlı tarihinin sıradan ders kitaplarında karşımıza çıkmayan ilginç, şaşırtıcı ve bazen komik olaylarını okuyoruz. Kitabın son 12 sayfası sözlükten oluşuyor; buradan da anlayabileceğimiz üzere, kitapta Osmanlıca kelimelere sık sık yer verilmiş. Yapabileceğim tek eleştiri, vakayinüvislerin yazılarından alıntı yaparken bu kelimelerin elbette olacak olması; ancak yazarın kendi yorumuyla yazdığı yerlerde de sürekli ağır kelime seçimi sözlük yardımı almadan okumayı biraz güçleştiriyor. Ben sözlük okumayı çok seven biri olarak sıkılmadım ve hatta bu kelimelere rağmen anlaşılır buldum. Reşat Ekrem Koçu’nun kalemi oldukça renkli; anlatım tarzı hem edebî hem tiyatral bir tat veriyor. Tarihin dedikodu köşesi gibi bir bölüm bile ayırmış yazarımız kitapta. Osmanlı’da aşk cinayetinden garip yasaklara, halk hikâyelerinden saray entrikalarına kadar pek çok “acayip” olay var bu kitapta. Kitap adeta “tarih sadece saray insanlarını değil, o dönemin halkını da kapsıyor” diye bağırıyor. Videoya koyduğum şarkıyı ise neden seçtiğimi kitabı okuyunca anlayacaksınız, o da işin sürprizi olsun. Tarihi sevip olayların arka sokaklarını merak edenler için güzel bir başlangıç kitabı olabilir. Ben yazarın başka kitaplarına da muhakkak bakacağım. Tavsiyedir.
Tarihimizde Garip VakalarReşad Ekrem Koçu · Doğan Kitap · 20251,450 okunma
Puan vermedi·424 syf.··
2025 12. kitabı
Bilimle kurguyu bir araya getiren, akıcı ve merak uyandıran bir roman. Bazı bölümler öyle bitiyor ki sayfaları çevirmeden duramıyorsunuz. Merak dozunu çok iyi ayarlamış yazar. Gizem unsuru güçlü, sonlara doğru gerilime kayan bir atmosfer var. Yazarın okuduğum ilk kitabını beğenmemiştim ama bu kitapta dil daha usta kullanılmış ve kaynakçaya da yer verilmiş. Beni rahatsız eden tek bir detay vardı o da nörobilimsel açıklamalar bazı yerlerde çok zorlama yapılmıştı. Yani çok güzel bir kurgu var, heyecanla okuyorsunuz, tam o sırada bilimsel bir sohbet giriyor araya. Günlük hayatta böyle bir konuşma olamaz o yüzden zorlama gibi hissettiren yerler vardı. Ama bütün bu kurgunun nörobilim için yapıldığı düşünülecek olursa da haksızlık etmemek lazım yazara. Bu kitap üçlemeymiş. İkinci kitabı alır mıyım, alırsam ne zaman alırım bilmiyorum. Olayları merak ediyorum evet ama bakalım merakım diğer kitapları okumaya yetecek mi kararsız kaldım. Gerilim ve bilimkurgu sevenlere tavsiyemdir.
Pia MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201919bin okunma

Nazlı Sıla

, bir kitap okudu
Puan vermedi·424 syf.··
2025 12. kitabı
Serkan Karaismailoğlu
8.7/10 · 19bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2025 11. kitabı
Şive, Hüma ve Türkan adında üç yakın arkadaşın evlilik üzerine sohbetiyle başlıyor kitap. Biri erkekte yakışıklılığa, biri maddi duruma, diğeri ise zekâya önem vermektedir. Hikâye, bu üç arkadaşın kendi ölçütlerine uygun gördükleri erkeklerle kurdukları hayatları ve bu süreçte yaşadıklarını aktarır. Sonunda ise hangisinin haklı çıktığı ortaya çıkar. Kısa ve kolay okunur bir eser. Peyami Safa’nın ustalık dönemi romanları arasında saymak mümkün değil; ancak yazarla tanışmak isteyenler için güzel bir başlangıç niteliği taşıyor. İstanbul nostaljisi ve Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki “modernleşme” adı altında ortaya çıkan birçok yozlaşma örneği dikkat çekiciydi. Karakterler derinlik açısından çok güçlü olmasa da, yerinde gözlemler, akıcı dil ve dönem atmosferi sayesinde rahat okunuyor. Keyifle okumalar.
İstanbul KızlarıPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202523 okunma