Nazlı Sıla

Nazlı Sıla
MEB-Öğretmen
Yüksek Lisans
16 Ağustos 1994
73 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı

Nazlı Sıla

, bir kitap okudu
Puan vermedi·200 syf.··
2025 18. kitabı
Charlotte Perkins Gilman
7.3/10 · 19,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·200 syf.··
2025 18. kitabı
Kitapta Vandyck, Jeff ve Terry adlı üç erkek kaşif, efsane gibi anlatılan, sadece kadınlardan oluşan bir ülkeyi bulmak için yola çıkıyorlar. Oraya vardıklarında ise tamamen kadınlardan oluşan, barışçıl, düzenli ve doğayla uyumlu bir toplumla karşılaşıyorlar. Bu toplumda erkek yok, savaş yok, hiyerarşi yok; çocuklar ortaklaşa yetiştiriliyor, herkes topluma katkı sağlıyor. Ve tabii üç erkek bu dünyayı kendi önyargılarıyla değerlendiriyor. Terry kadınları “fethedilmesi gereken” olarak görürken, Jeff romantik ve idealist biri olarak kadınları kutsal varlıklar gibi hayal ediyor. Vandyck ise daha objektif, gözlemci bir karakter olduğu için olaylara hep bilimsel açılardan bakıyor. Aslında bu farklı bakış açıları ile yazar bize kadınlara yönelik ataerkil bakış açılarını da göstermek istiyor. Bu erkekler ile kadınların maceralarına tanık olmak çok heyecan vericiydi. Kitapta kadınların yaşadığı bu ülkenin eğitimini, sağlık imkanlarını, dini inancını, kutlamalarını, anneliklerini okurken yaşadığınız dünya ile ilgili birçok şeyi de sorgulamaya başlayacaksınız. Kısa ama etkili bir kitaptı. Tavsiyedir. Keyifli okumalar.
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202119,8bin okunma
Puan vermedi·520 syf.··
2025 17. kitabı
Osman Balcıgil'in yeni biyografik romanı, eğitimci ve aydın bir isim olan Nahit Gelenbevi’nin hayatını anlatıyor. Eser, yalnızca bir yaşam öyküsünü değil; aynı zamanda Ankara'nın sıfırdan bir başkente dönüşümünü, erken Cumhuriyet yıllarındaki sosyal, kültürel ve ideolojik değişimleri de gözler önüne seriyor. Nahit Hanım, 18 yaşındayken arkadaşı Nermin ile Ankara’ya öğretmenlik yapmak için geliyor. Burada Halil Bey ile evleniyor; Nermin’in de Kamil Bey ile evlenmesiyle aralarında güçlü bir aile dostluğu başlıyor. Ancak bu sırada Nahit Hanım’ın Orhan Veli’ye duyduğu aşk, kitabı hem bir aşk hikâyesine hem de bir tarih yolculuğuna dönüştürüyor. Dahası, Nahit Hanım’a ilgi duyan Sabahattin Ali ve Necip Fazıl gibi isimleri bambaşka yönleriyle görme fırsatı buluyoruz. Onun hayatına giren kişilerin çoğu tanıdığımız edebiyatçılar, şairler ve devlet adamları olduğu için, okurken sürekli bir araştırma yapma isteği uyanıyor. Yazarın bol dipnot ve kaynak göstermesi de bu araştırmalara ışık tutuyor. Balcıgil’in tarih kurgularına duyduğum güvenin sebebi de bu: karakter konuşmaları kurgusal olsa da, dayanak noktaları gerçek. Ben özellikle dönemi aktarma biçimini sevdim. Kadının toplumdaki değişen rolünü, Cumhuriyet’in ilk yıllarını, idealist ruhları ve çabaları adeta bir film izler gibi hissettirdi. Buna rağmen, diğer Balcıgil kitaplarına kıyasla biraz sönük buldum. Çünkü Nahit Hanım gibi aydın ve “Cumhuriyet gibi bir kadın” diye anılan bir karakterin, kitap boyunca neredeyse sadece Orhan Veli ile anılması bana fazla geldi. Nahit Hanım’ın hislerinin ve bakış açısının daha derin yansıtılabileceğini düşündüm. Ayrıca anlatımın, arkadaşı Nermin’in gözünden yapılması Nahit Hanım’ın iç dünyasını keşfetmemizi biraz eksik bırakmış. Bu yüzden kitabı Osman Balcıgil’e başlangıç eseri olarak
Cumhuriyet Gibi Bir Kadın Nahit HanımOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 2025829 okunma
Puan vermedi·1062 syf.··
2025 16. kitabı
Hem edebi hem de felsefi açıdan çok derin bir eser olan Anna Kareninayı sonunda bitirmiş bulunuyorum. Roman iki ana eksen üzerine kurulu: Anna-Vronski ve Levin-Kitty hikâyeleri. Anna, zengin ve soylu bir devlet görevlisinin eşi iken Vronski adında genç bir subaya aşık oluyor. Bu aşk yüzünden toplumdan dışlanıyor, oğlundan uzaklaşıyor ve büyük bir içsel çöküş yaşıyor. (Bence biraz drama kraliçesiydi ama oraya girersek çıkamayız.) Levin karakteri ise çoğu yerde Tolstoy’un kendisinden izler taşıyor. Toprak, tarım, köylüler, inanç ve hayat üzerine sorgulamaları romanın felsefi boyutunu oluşturuyor. Levin ile Kitty’nin ilişkisi, Anna ile Vronski’nin yıkıcı aşkına karşı daha sağlam ve emek verilmiş bir birliktelik olarak sunuluyor. Toplum-birey çatışmaları kitapta sıkça işlenmiş. Bunun yanında aşkın farklı yüzlerini, trajedileri ve dönemin Rusya’sının toplumsal yapısını da görmek mümkün. Anna Karenina her ne kadar aşk romanı olarak geçse de aslında sadece bir aşk hikâyesi değil; ahlak, özgürlük, toplum ve inanç üzerine de çok şey söylüyor. Tolstoy’un ayrıntıcı üslubu beni biraz yordu. Özellikle Levin’in tarım, köylüler ve felsefi sorgulamaları, aristokrasi, balolar ve köy hayatı uzun uzun anlatılıyor. Açıkçası konu 500 sayfada da bitirilebilirdi; 1062 sayfa biraz fazla geldi. Ama bir yandan da kitap, içinde hem aşkı, hem toplumu, hem de felsefeyi barındırdığı için sanırım böyle “uzun uzun kaliteye” ulaşmış. Karakter sayısı da her Rus romanında olduğu gibi bolca mevcut. Bir de hem kendi adları, hem resmi unvanları, hem de lakapları olunca… Kim kimdi anlayana kadar bir bakıyorsun ki 300 sayfa geçmiş. Özetle benim için yorucu ama çok değerli bir maceraydı. Yine olsa yine okurdum. Ama küçük bir not: aşk romanı sanıp kolay okunur diye başlamayın; kafa rahatken okuyun derim.
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,5bin okunma