nihal sipahi

Myra: Zamanın Katmanları
Bazı şehirler yalnızca bir yer değildir; aynı zamanda zamanın katmanlara dönüşmüş hâlidir. Myra, yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlerin izlerini taşıyarak katmanlaşmış bir kenttir. Likya döneminde kayalık yamaçlara oyulan anıtsal mezarlar, Roma tiyatrosu ve Bizans yapıları bu yerleşimin dokusuna yeni katmanlar ekledi. Her dönem Myra’nın taşlarında iz bıraktı ve kent zamanla bugünkü formunu kazandı. Bizans’tan sonra kent, limanı Andriake’nin nehirlerin taşıdığı alüvyonla dolmasıyla denizle bağlantısını kaybetti. Ticaretin gerilemesiyle önemini yitiren yerleşim zamanla terk edildi; ardından alüvyon kentin çevresini örtmeye başladı. Myra, yıkılmaktan çok terk edilerek kısmen toprağın altında kaldı. Bugün ise bu kadim şehrin zamanına yeni bir katman daha ekleniyor: hayal edilen gelecek. Antik mimarinin ritmi, akışkan geometriler ve ileri teknolojilerle yeniden yorumlanıyor. Bir zamanlar ölüler için oyulmuş kaya mezarları, geleceğin yaşam alanlarına dönüşüyor. Kayaya oyulmuş cepheler yeni strüktürlerle genişliyor; teraslı yapılar, ışıkla dolu avlular ve doğayla iç içe yaşam alanları antik kayalıkların içinde yeni bir kent fikrini ortaya çıkarıyor. TIMELESSAI bu sayıda, Myra’nın yalnızca geçmişine değil, olası geleceğine de bakıyor. Çünkü şehirler yalnızca geçmişin izlerinden ibaret değildir; aynı zamanda henüz yazılmamış zamanların da taşıyıcılarıdır. Bir zamanlar ölülerin şehri olarak bilinen Myra, gelecekte kimin şehri olacak? Ve bugün yaşayan bizler, bu kadim şehrin zamanına nasıl bir iz bırakacağız?
1000Kitap
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Çağ'lar, başlarlar ve sona ererler. Bu başlangıç ve son bazen, mesela buharın keşfi, yahut elektriğin hayata uygulanması gibi, bir bakışta evrimsel bir oluşlar zinciri içinde gerçekleşir. Ama bazen de çağdan çağa geçiş, ihtilaller, yıkılışlar, kanlar, katastroflar içinde yürür.
Sayfa 139 - Katastrof: yıkım, felaket veya büyük çaplı çöküş
Alıntı
Savaşta, içimizdeki ilk atalarımızın ruhu, şuurumuzun (bilincimizin) bütün eğreti örtülerini sıyırarak, hakim plana çıkar. Savaş bizi, çağımızın incelmiş ve çok defa soysuzlaşmış kayıtlarından, şartlarından kurtarır. İçimizdeki ilkel insanın kaba sıhhatine götürür. Bazı hallerde bu, hatta bir tedavidir, sağalmadır.
Sayfa 136 - Remzi Kitabevi
Alıntı
Demek ki Turan'ı her şeyden önce, modern bilginin ve aydın bir ülkünün savaşçıları kuracaklardı. Düşünen, inanan, isteyen ve istediğini bilen insanlar...
Sayfa 133 - Remzi Kitabevi
Alıntı
Hülâsa her çelişme, her soru, her istifham başka bir cevap bekliyordu. Hatta uzaktan hep bir ırktan gibi görünen bu milyonları, hakikatta parça parça ayıran hesapsız farklar vardı. Her boyun, her ırk kolunun kendi tarihi oluşundan gelen ve onun bilinçaltına gizlenen özellikler... Sonra dil, lehçe, din, mezhep ayrılıkları... Nihayet; doğa veya toplum şartlarının doğurduğu diğer sayısız parçalanışlar, kavgalar. Hepsinin üstünde de şu en korkunç şey: Durgunluk, gerilik ve cehalet. Bu karışıklık içinde hayaller ve iyi niyetler değil galiba inkılâplar, tasfiyeler lazımdı.
Sayfa 132 - Remzi Kitabevi
Alıntı