#CengizAytmatov kalemini fazlasıyla beğendim bir yazar ve okuduğum eserleri arasında en sevdiğim kitabı #GünOlurAsraBedel ile geldim.
Kitap Kazak bozkırlarında bir tren istasyonunda çalışan Yedigeyi'in hayatı ile bir uzay istasyonunda yaşananlar arasında gidip geliyor. Kitabın en sevdiğim yanı direkt burası. Ortak noktalarda birbirinden ap ayrı hayatların, sorunların, olayların yaşanıyor oluşu beni hep etkilemiştir. Kitapta da bu kurgu olağanüstü bir anlatım ile bizlere aktarılmış durumda.
Eski hikayeler, duanın önemi, kültürel yaşantılara değinilen kısımlarla geleneksel bir kitap gibi dursa da aslında uzayda geçen olaylar ve farklı diyaloglarıyla da aynı zamanda bir bilim kurgu- fantastik bir eser özelliği de taşıyor.
Kitapta fazlasıyla geçen ve iki olayın noktası olan Sarı-Özek'ten geçen karakterin hikayesini anlatan devam niteliğinde bir eser daha vardır. Bu eser Cengiz Han'a Küsen Bulut. Bu kitap Sarı Özek'ten geçen bir ordu kafilesinde yer alan iki sevgilinin trajik hikayesini konu almaktadır. Bence daha duygusal bir eserdir.
Kitabımız Nobel Edebiyat Ödüllü Portekizli yazar Jose Saramago tarafından 1995 yılında yazılan distopik bir eserdir.
Adı bilinmeyen bir ülkenin adı bilinmeyen bir kentinde, arabasının direksiyonunda bir adam trafik ışığında beklerken ansızın kör oluyor ve o saniyelerde bizler ışığın sarı renk olduğunu okuyarak başlıyoruz kitaba. Ancak bu körlük karanlığa değil, bembeyaz bir boşluğa neden oluyor.
Körlük salgını sinsice bütün kente, hatta bütün ülkeye yayılıyor. Beklenilmedik bir kaos ve kaosun getirdiği pislik, açlık ve zorbalık belki de sağından daha hızlı yayılıyor. İnsanların tek derdi yaşamak oluyor. Karantinalar ile bu salgın kontrol altına alınmaya çalışılsa da, tum dünya düzeninin görmek üzerine kurulduğu bir yerde yönetim ve devlet salgından ne kadar kaçabilir?
Kitap, yedi kişinin aynı akıl hastanesinde karantinaya alınması ve sonrasında yaşadıkları üzerinden ilerliyor. Onca insan arasında sizce görebilen kalmış mıdır? Tüm insanlık büyük bir beyazlığa hapsolduğunda aralarınsa tek gören kişi ne yapmıştır? Kitabımızda böyle bir kişi var ve bulunduğu yedi kişilik gruba rehberlik yapmaha çalışıyor. Sizce onları nasıl zorluklar bekliyordur? Neler yaşamışlardır?
Okurken fazlasıyla etkilendiğim bir çok yerin altını çizdiğim bir eserdi benim için. Yazarın kitap boyunca hiç isim kullanmaması, hatta karakterlerin adını bilmememiz, kimsenin görmediği bir yerde karakterlerin hep fiziksel özellikleriyle anlatılmaları beni oldukça etkilemişti. Distopya türünü seviyorsanız mutlaka okumalısınız diyeceğim bir eser.
"Susuyorum
Susmam gerektiği için değil
Kalbimin kırılmasını göze alıp
Fütursuzca kalp kıramadığımdan Anlatamadığımdan gördüklerimi
Saplanan hançerlerin acısından
Konuşmaya takatsizliğimden suskunum"