"Ben çocukluğumdan beri bir türlü düzelemedim doktor. Damdan düştükten sonra bir daha, dört yaşımdan beri tam olarak kendime gelemedim. Bugüne kadar bütün hayatım boyunca geçim sıkıntısı çektim sayılır. Borçtan çok korktuğum halde gün geldi asistanlarımdan bile borç aldım, bugün de borçluyum. İki kere dünya savaşı yaşadım, kara vagonlar içinde düşmandan kaçtım. Vagonun içinde serilen halıya oturup bacaklarımı vagonun kapısından sarkıtarak bütün Anadolu'yu böyle gezdim gardaş. Sık sık hastalandım, leyli mekteplerin soğuk yatakhanelerinde gençliğimi yaşadım. Bu çocuk adam olmaz sözleriyle büyüdüm, gene de adam olayım diye en çok şekeri benim çayıma koydular, tebdil hava için İstanbullara gönderdiler beni. Umumiyetle kara ekmek devirlerini yaşadım, kaloriferli evi kırk yaşımdan sonra gördüm. "Oysa bazı bitkiler için başka toprak gerekir." Ben de zannederim böyle bir toprakta yetişseydim kuyumcu çıraklığı, eczacı çıraklığı yapmazdım, soba kurumları arasında ilk evlilik yıllarımı geçirmezdim, üniversiteye yıllarca aynı palto ve elbiseyle gidip gelmezdim, her gün yemeğimi evden getirip gaz ocağında ısıtmak zorunda kalmazdım, yurtdışına yaptığım ilk yolculuklarda karımla birlikte güverte yolcusu gibi seyahat etmezdim. Ben gene kendimi kurtardım doktor; binlerce Mustafa İnan damdan düştükten sonra öldü, binlerce Mustafa İnan hala kuyumcu yanında, eczacı yanında çalışıyor, birçok Mustafa İnan da soğuk evlerde sefer tasıyla ısıtılan yemeklerde istediği tadı bulamadığı için bilimden ayrıldı."