🌹🤲🤲🌹🤲🤲🌹🤲🤲🌹
Âlemlerin Rabbine ancak edeple güzel kul olur insan. Başta ibadet ve taatler olmak üzere her yerde ve hâlde edepten ayrılmamak ve güzel ahlaka sahip olmak kulluğun gereğidir. Hz. Peygamber, kişinin güzel ahlakı sayesinde ibadetle erişilecek yüksek derecelere ulaşacağını haber vererek (Ebu Davud, Edeb, 7.) ahlakı ibadetten ayırmamıştır. Zira her nerede olursak olalım Rabbimiz bizimle beraberdir. (Hadid, 57/4.) Güzel ahlakın zirvesi olan edep, ihsan şuuru üzere Yaradan’a kulluk etmektir. Resul-i Ekrem’in ifade ettiği gibi her ne kadar biz O’nu görmesek de O bizi görüp gözetmektedir. İhsan şuuruna sahip olan kul hayatının bütününde Rabbinin kendisiyle beraber olduğu idrakiyle edep üzere yaşar. Düşüncesinde, fiilinde, işinde, konuşmasında… Her hâlinde edeple hareket eder. Bu sebeple adap kitaplarımızda yemekten içmeye, konuşmadan dinlemeye, abdest almadan dua etmeye kadar her şeyin adaplarına yer verilerek edep, hayatın tümüne teşmil edilmiştir. Her an bizimle olan Rabbimize karşı hayatı edeple yaşamak O’na olan sevgimizin ve bağlılığımızın âdeta bir remzidir!
Ebu Hanife Hazretleri ile yirmi yıl birlikte bulunan Davud-i Tâi, bu zaman zarfında ne yalnızken ne de yanında birileri varken istirahat maksadıyla onun ayağını uzatmadığını nakleder. Kendisine yalnızken ayağını uzatmasının bir mahzuru olup olmadığını sorduğunda büyük imam: “Cenab-ı Hak karşısında edepli olmak daha efdaldir.” cevabını vererek her an huzurda bulunmanın edebini ortaya koymuştur.
Edebin ve yüksek ahlakın numune-i imtisali olan Hz. Peygamber yüksek edep duygusunu en büyük mürebbi olan Rabbinden almış, “Beni Rabbim edeplendirdi ve edebimi de güzel kıldı.” (Süyuti, Camiu’s-Sağir, I, 12.) hadisiyle bu hakikati ifade etmişti. Ahlakın en yücesine sahip olan Efendimiz (Kalem, 68/4.) sözüyle,