Ömer Zülfü Livaneli;
Evet sayın yazarımızın okuduğum ikinci kitabı.
İlk Son Ada ile başlamıştım ve günümüzü o kadar net anlatıyordu ki varlığımız, değerlerimiz nasıl elimizden yok oluyor buna değinmişti. Bir solukta okuduğum ikinci kitabı ise Huzursuzluk... Okuduğum her kitabında ayrı bir farkındalık yaratarak öğretiyor yazarımız. Bir insanın yurdunun olmaması, dinine, diline, ırkına göre yaşatılmaması. Sanki dünya sadece tek bir şeyin elindeymiş gibi dünyaya hükmetmeye çalışmaları. Ne acı... Geldiğimiz dünyada Huzurumuzun olmaması ne acı. Oysa dünya hepimizin. İslamiyeti kabul etmiş, Hristiyanmış, Ezidiymiş ne farkederdi ki. İnsanın canını almak çok mu kolaydı? Günümüzde yaşanan İslam'ın yanlış tanınması, İslam geleneğinin yanlış bilinip uygulanması, Ezidi denilip erkeklerin kaçırılması, öldürülmesi, kadınların, çocukların satılması ve yaşı kaç olursa olsun yatağının eğlencesi yapılması ve bunu kitapta geçen islam adı altında var olmuş ama hiçte doğru olmayan IŞİD (Irak va Şam İslam Devleti)'in İslamın bir emriymiş gibi " kız çocuğu gelişmişse onunla birleşebilirsin, eğer gelişmemişse birleşme olmadan her türlü zevkini tatmin edebilirsin" ve devam etti adam "ikiz kız kardeşi almak da caizdir ama ikisiyle aynı anda yatmak yasaktır, ayrı ayrı kullanılmalıdır." (Sayfa 94) diye kitaba yazılanı emirmiş gibi anlatması. Kadınlarla küçük kız çocuklarıyla birlikte olmak bir müslümanın göreviymiş ancak böyle Müslüman yapılırmış. Ne acı. İnsanı ne kadar çok değersizleştiriyor. Ama dünyanın bir diğer yüzü de bu. Görmediğimiz ama acı olan gerçeği. Hıristiyanlığa git onların tek doğrusu inandıkları dini, diğer dinlerin de aynı İslamda islamdı tek doğru. Ama ne farkederdi dini. Biz değil miydik? Yaradılanı Yaradandan ötürü seven. Biz bir insan değil miydik? Sadece