Baksana genç yaver. Şu nehirlerin ihtişamına, ormanların dinginliğine, şu şehrin soğuk ve erişilmez güzelliğine… Sence de bunların uğruna yürümeye değmez mi? Yine de biz ne yapıyoruz? Altından tahtların cinnet davasını sırtlıyoruz. Ormanları talan ediyor, nehirleri kana buluyor, doğanın sunduğu her nimeti açgözlülükle tüketiyoruz. Minnet eden tek bir kişi yok. Varsa da sesleri hiç ulaşmıyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Ticaret işi böyledir, kendinizi tedavi ettirmeye zaman bile bulamadan ölür gidersiniz."
"Para ölümü zehirlerse, ölümden bir tek öfke çıkar. Tabutların üzerinde insanlar dövüşür."
"Toprak onu almalı ve saklamalıydı. "
"Bu günlük güneşlik bir ölüm, kırların dinginliğinde sonsuz bir uykuyu."
Charlie, uykusunda, rüyalarının sıklıkla ziyaret ettiği Cecil D. DeMille’in egzotik dünyalarından birinde, elleri birbirine kelepçelenmiş, açıklanamayan bir suçtan cezalandırılmak üzere prangalarıyla kırbaçlanmaya sürükleniyordu.
Özgürlük yalnızca belirli bir karara 'evet' ya da 'hayır' demek değildi: kendimizi şekillendirip yaratma gücüdür. Nietzsche' nin deyişiyle özgürlük, 'asıl olduğumuz şeye dönüşme' kapasitesidir.