Cinder "Kül Kedisi" masalının modern hayata uyarlanmış şekli. Kitap bir distopya ve ileri bir zamanda geçiyor. Insanlar ve androidler birlikte yaşıyor. Aynı zamanda tüm dünya veba salgını ile boğuşuyor ve tabiki tek sorun bu da değil. Ay insanları dünyayı ele geçirmek için uygun zamanı bekliyorlar.
Gelelim esas kızımıza. Cinder, ünlü bir mekanik ustası aynı zamanda üvey annesi ve kız kardeşleriyle yaşayan bir sayborg (yarı insan yarı makine) Hayatı prens Kai'nin dükkanına gelmesiyle bir anda değişiyor. Kendini bir anda ay ve dünya arasında ki anlaşmazlığın ortasında buluyor. Sayborg olmasının yanı sıra ay prensesi olduğunu öğreniyor ve dünyayı kurtarmak için harekete geçiyor.
Fantastik kitap severlerin bayılacağı bir kitap.
Okumaya başladığınız andan itibaren kendinizi kitabın içinde buluyorsunuz. Kitabı okurken yazarın zekasına hayran kalmıştım. Kitabın adında olduğu gibi bir sürü olasılık düşündüm. Ana karakterin o yeteneğine hayran kaldım. Kitaptaki betimlemeler öylesine güzeldi ki bilim kurgu filmi izliyorum sandım. Bilim kurgu seven herkesin okuması gereken bir kitap. İlk başlarda olaylar birbirinden bağımsız gibi görünse de sayfalar ilerledikçe taşlar yerine bir bir oturuyor.
"Sil baştan, aşk, dostluk ve kaybedilenlerle ilgili bir hikaye. Bunların da ötesinde asıl olarak ikinci şanslarla, bir kararın hayatınızı değiştirebileceğini fark ettiğiniz anlarla, her günün daha iyi olabileceğini bilerek yaşamakla ilgili bir hikaye. Hayatta her gün yeniden başlayabilirsiniz. Önemli olan tek şey, sizin mutluluğunuz ve tam anlamıyla kendiniz olmanızdır. Mutlu olmaya bakın."
Yazar kitabın sonunda, kitabı çok iyi özetlemiş. Bir günde okunacak, çok güzel bir kitap.
Sil BaştanRebecca Donovan · Parodi Yayınları · 2016190 okunma
Malorie isimli ana karakterimiz ve iki çocuğu arasında bir nehirde, bulundukları yerden daha güvenli olduğunu umut ettiği yere gözleri göz bağları ile kapalı bir şekilde ulaşmaya çalışmalarını ve o güne kadar nasıl hayatta kaldıklarını az çok anlatan gerilim türünde bir kitap. Akıcı bir dili var konusu da güzel ancak kitap yarım kalmış gibi. Insanların görünce delirdikleri bu yaratıklar ne? Nereden geldiler? Amaçları ne? Sonra bu yaratıklara ne oluyor? Başı da sonu da anlamsız havada kalmış.
İntihar girişimi başarısız olan Veronika gözlerini açtığında akıl hastanesinde olduğunu farkediyor. Doktor bir tezi için içtiği ilaçlar yüzünden kalbinde hasar olduğunu ve 1 hafta ömrü kaldığını söylüyor. Bu bir haftalık sürede Veronika kendini tanımaya, yaptığı şeyden pişman olmaya başlıyor.
Her karakter için ayrı analiz yapılmış güzel bir psikolojik kitap. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.