Yaşam içerisinde bazı hedeflerimiz vardır. Veya düşlediğimiz bazı arzular.. Kimisine o kadar sıkı tutunuruz ki yıllar geçse de onun vaki olacağına eminizdir. Bir yandan zaman tüm hızıyla akarken bir yandan sadece o hedefe kilitli kaldığımız için hiçbir şey yapamamış oluruz. Değişen tek şey zamanın bizi yaşlandırması olmuştur. Aslında bu nasıl kör nokta bilmiyorum insan tek hedefe odaklanmamalı zannımca. Çünkü hayatın ne getirip götüreceği belli olmuyor. Çocukken insana sonsuz gibi gorünen bir yolda, ylların yavaş yavaş ve hafifce geçtiği , böylece hic kimsenin akıp gitiklerinin ayırdına varmadığı bir yolda, hep ilk gençliginin kaygısızlığıyla ilerliyor ne yazıkki insan. Aslında insan o arzusuna ulaşmayı amaç haline getirirse tökezleyebilir. Yolda olmanın ona kazandırdıklarını düşünen insan amaca ulaşmasada hayal kırıklığı daha az olur. Yazar çok güzel ifade eder. 'Zaman elini bizden daha çabuk tutar.Bir sayfa böylece yavaşca evrildi ve tüketilmiş günlere eklenerek öbür tarafa geçti.
Zaman, gitgide daha hızlı bir biçimde akıp gidiyor-
du; sessiz ritmi yașamı parçalara ayırıyor, insan geriye bir
göz atmak için bile duramıyordu. "Dur! Dur!" diye bağırmak istiyor ama sonra bunun hiçbir yararı olmadığının farkına varıyordu.
Böyleydi zaman denilen şey..