SONUNDA BİTTİ
Puan vermedi·392 syf.··
2026 27. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 22:40
Ortalamasını düşürmemek için puan vermek istemedim ama nasıl bu kadar sevildiğini de anlamadım açıkçası. Fikir çok güzel ama edebi kısmı o kadar yetersiz ki. Aynı ifadeler sayfalarca yazılmış. Cümleler çok düz. Üslup konusunda zayıf buldum. İlk kervan kısımlarında sıkıldım sonradan açılır diyordum ama sonrasına da dayanamadım çok.Okurken sıkıldım kısacası. Birkaç yerde de doğruluğundan şüphe ettiğim yerler oldu ama bibliyografinin doluluğundan ağzımı kapattım.
Hazreti HaticeNurdan Damla · Hayat Yayınları · 20172,345 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 49. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 22:55
"Bu kitapta Hz. Âişe Validemizin hayatını sadece tarihî bilgiler olarak okumadım; onun sabrına, ilmine, ferasetine ve Resûlullah'a (sav) olan muhabbetine de şahit oldum. Sayfalar ilerledikçe, Hz. Âişe'nin ne kadar güçlü bir şahsiyet olduğunu bir kez daha iyi anladım. Özellikle yaşadığı imtihanlar karşısındaki teslimiyeti ve Allah'a olan bağlılığı beni bir kez daha çok etkiledi. Kitabı bitirdiğimde sadece bir hayat hikâyesi okumamış, aynı zamanda kendime örnek alabileceğim annemizi bir daha yakından tanımış oldum. Her sayfası ayrı bir ders, ayrı bir tefekkür vesilesiydi." "Hz. Âişe Validemizi tanıdıkça, ilmin, iffetin ve sabrın bir insanda nasıl cem olabileceğini hayranlıkla bir kere daha gördüm."
Hazreti AişeNurdan Damla · Hayat Yayıncılık · 2023134 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Tam bir Paris Klasiği
8/10
·491 syf.··
2026 11. kitabı
Madame Bovary'nin yazarı Gustav Flaubert büyük şahaserindeki ana temayı tekrarlamış bu eserinde. Malum, Fransa'da Paris metropol, geri kalan her yer province, yani taşra. Gerçi taşra deyince orada bizim sözcüğe yüklediğimiz anlamın tam olarak aynını yüklemiyor Fransızlar. Bizde taşra biraz da geri kalmışlık tınısı taşırken, Fransızlar sözcüğü daha nötr ve coğrafi anlamda kullanıyorlar gibiler: Paris-dışı anlamında. Ama yine de Parisli olmamak bir Fransız için İstanbul dışında ikamet eden bir Türk'ün yaşadığından çok daha fazla stres yaşamasına neden oluyor, bu da bir gerçek. Bu şu demek ki, Parisli olmayan bir Fransız İstanbullu olmayan bir Türk'e göre kendini çok daha oyun dışı kalmış, bir çok şeyi kaçırmış gibi hissediyor. Nurdan Gürbilek sevenler onun bu mevzuu Tanpınar ve Atılgan'ı karşılaştırdığı bir metninde ne kadar güzel analiz ettiğini hatırlarlar. Şu halde Duygusal Eğitim'in de gerçek mutluluğu doğduğu kasabada yaşayabilecekken ille de Paris'e gitmeyi kafasına koymuş Fréderic adlı karakterin hayatından uzunca bir kesite ayrılmış olması çok normal. Karakter romanın sonunda arkadaşıyla bütün bir duygusal eğitiminin koca bir Paris macerası ve buradan kaynaklı bir düşkırıklığından müteşekkil olduğunu konuşmasaymış da biz anlayacakmışız Flaubert'in derdini. Ama bu kişisel tecrübenin 1848 devriminin yarattığı düşkırıklığı ile aynı paralelde ele alınması hem romana tarihsel bir karakter kazandırmış, hem de boyut katmış. Okunmadan geçilmemesi gereken bu klasik eseri herkese tavsiye ediyorum.
Duygusal EğitimGustave Flaubert · İletişim Yayınları · 2007499 okunma
Puan vermedi·126 syf.··
2026 17. kitabı
Bu kitabı okumadan önce 1980'lerin Türkiyesi'ni hep tek boyutlu düşünürdüm: darbe oldu, özgürlükler kısıtlandı, insanlar susturuldu. Gürbilek'i okuyunca fark ettim ki asıl mesele çok daha karmaşık ve çok daha sinsi bir yerde duruyor. Denetimin en güçlü biçimi yasaklamak değil, serbest bırakmakmış . Örneğin, darbe sonrasında çok şey serbest bırakılmış. Arabesk televizyona çıkmış, cinsellik konuşulur olmuş, özel hayat kamusal alana taşınmış. İlk bakışta bu bir söz hakkı, özgürlük, bir nefes alma gibi görünüyor. Ben de öyle düşünürdüm. Ama Gürbilek şunu fark ettiriyor: Neyin serbest bırakıldığı, neyin hâlâ yasak tutulduğu kadar önemlidir. Arabesk çalınabilirdi ama sınıf eşitsizliği konuşulamazdı. Beden görünür olabilirdi ama emek sömürüsü sorgulanamazdı. Piyasa çok şeye izin verdi ama tam da sistemi rahatsız etmeyecek şeylere. Tam olarak iktidarın izin verdiği özgürlüğün aslında gerçekten özgürleştirmediğini fark ettiriyor. Yalnızca tehlikeli olanı zararsız olanla değiştiriyor. Yine en çok üzerinde durduğu vitrin, bir sergileme alanıdır. İçindeki şey gerçektir ama dokunulamazdır, camın arkasındadır, seyredilmek için oradadır. Artık yaşanmaz, teşhir edilir. Günümüzle kıyaslayınca fark ettim ki bu sadece 80'lere ait bir şey değil. Bugün ben de vitrindeyim. Paylaştığım her fotoğraf, yazdığım her şey, kurduğum her cümle, bir tür vitrin. Ve o vitrini doldurmak için zaman zaman gerçekten yaşamaktan uzaklaşıyorum. Başka bir mesele , Arabesk. Başlangıçta bu müzik, gerçek bir acıdan gelmiş, köyden kopmuş, şehre tutunamamış, ne buraya ne oraya ait olmuş milyonların sesi. O seste sahici bir şey var. Ama sonra şunu gösteriyor Gürbilek: O ses vitrine çıktığı anda bir şey değişti. Artık o insanların acısı değil, o acının imgesi satılıyordu ve bu imge gerçeğin önüne geçtiğinde,
Vitrinde YaşamakNurdan Gürbilek · Metis Yayıncılık · 20141,008 okunma
Fısıldayan Kalemler Hikaye Antolojsi
10/10
·167 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 16:22
İçinde benim de bulunduğum kendi yayınevimden çıkan kolektif bir Antoloji çalışması... Muazzam duygularla yazılmış muazzam hikayelerle dolu. Kesinlikle şans vermelisiniz.
Duygu ve Düşünce
Fısıldayan Kalemler Hikaye AntolojiKolektif · Fısıldayan Kalemler Yayınevi · 202521 okunma
Puan vermedi·312 syf.··
2026 44. kitabı
Meryem’in tüm akıllı geçinmelerine rağmen Nurdan ve Aliço tarafından kandırılması; Kazım’ın aklı yerinde değil denmesine rağmen Meryem’i gerçekten sevmesi… Hande Altaylı’nın sıradaşı yazdığı eserlerinden biri. Film tadında akıp giden bir kitap, tavsiyedir.
DeliceHande Altaylı · Doğan Kitap · 20151,118 okunma