Kepler’in çağdaşlarından anladığını iddia edemeyeceğimiz şey, insana “duygularıyla algılayamadığı bir dünyayı arada sırada rüyasında düşünme olanağını tanıması”dır.
“Nedenini bilmediğim bir keder akıyor damarlarımdan. Kalbimin üstünde binlerce bıçak ağzı... ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı, yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir engebeler atlası. Yaşamak bir can sıkıntısı mıdır Ömür Hanım?”