FEVRİ AŞK
Büyük bir aşk hikâyesi mi yoksa büyük bir acelecilik mi olduğuna hâlâ karar verebilmiş değilim. Birkaç gün içinde hem sonsuz aşkı ilan edip hem de uğruna ölümü göze almak… Tüm bunlar gerçekten büyük bir aşkın sonucu mu, yoksa yanlış anlaşılmaların ve fevriliğin kaçınılmaz bir getirisi mi? Okurken insan sürekli bunu sorguluyor. Ama sanırım Shakespeare’in yaptığı tam olarak bu; bir yandan aşkı ve tutkuyu en yüce hâliyle anlatırken, bir yandan da insanoğlunun ne kadar fevri, sabırsız ve bazen de gereksiz dramatik olabildiğini suratımıza çarpıyor. Belki de aşk, trajedisiyle büyük, belirsizliğiyle gerçek. Ve belki de bazen, ‘Bir bekleyelim, konuşarak da çözebiliriz’ demek hiç fena bir fikir değil.
Bunca yıldır üzerine konuşulmasının bir nedeni olduğunu, okuyunca anlıyorsunuz. Shakespeare’le tanışmak için de güzel bir başlangıç.