Nurgül

Nurgül
@nurgulb1
~ Eksiklik hayatta değil zihinlerimizin içinde.
Mütercim Tercüman
Translation / Interpreting
13 Nisan
79 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Bir Şeyle Mukayyetiz Serbest Değiliz Efendim
şaştım, senin hançerin bu kadar mıydı varmadı yüreğime için suçlu bir deniz gibi dokunma yüreğime tabansızım, aklım başımda, ellerim uyanık bir atmaca gülüşünde ellerin boyalı da olsa kentten de gelsen dağdan değilsin dokunma yüreğime şu ölenler kimdi, şu şarkı nerden sana dokunma yüreğime sondur bu akşamlar, geceler diriltir beni bir kuşun sesinde sen nerdesin hepimiz nerdeyiz güneş oyalıyor ikindiyi bir kuş sesinde kuşla mukayyet değiliz Turgut Uyar
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yıldızların Uzaklığına Övgü
Kargaşa. Anılacak günlerim olmadı mı benim? Ayaklarımın korkusuzca çiçeklendiği, silahıma yapışıp sabahın serinliğini beklediğim, kuzey gemileriyle sağır olduğum günler, sepet örmeyi unuttuğum günler olmadı mı? Ey geceyi ve kahverengi bir düzeni taşıyan ellerim! Yüzümün uğultusuyla şaşırtın beni. O karanlık ormanı yangına vurun. Çünkü ben de kaçarken ardımda kalanları yakıyorum. Ama iyi biliyorum yıldızları, ama yıldızların tanrıların da üstünde parladıklarını, anılacak günlerimin gitgide yok olduğunu biliyorum. Kargaşa. Ve kolayca yıkılan inançlarım benim, benim en sağlam, en dağınık ellerim. Sabahı nasıl tetikte bekliyorum. Şafakla damar damara seviştiğini görmek için bilgeliğin, Ve onarıyorum nasıl hızla kendi gücümü. Nasıl bir soylu boşluğa çılgınca kanayorum. Ey yangınlar artığı! Her yangından arta kalan bir şey, her yangından arta kalan gerçek şey. çoğalt beni. İsmet Özel
Şiir
Günbegün
Benim mezarlarımda ölü yok; Hep yaşamış olanlar var.. Anılarımda bir yer Dinmeksizin acıyor, Günbegün, Bundan. Güldüğümü görenler Bana bakıyor, Görüyorum.. Ağlasam geçer, Biliyorum.. Ağlanmıyor. Özdemir Asaf
Şiir
Satranç kitabını henüz okuyabilme fırsatı buldum ve uzun zamandır bu kadar sürükleyici ve elimden bir türlü bırakamadığım bir kitap okumamıştım. Zweig, kısacık eserinde bile her türlü konuyla bağ kurarak çok güzel bir anlatım sunmuş. Bir tarafta gözünü bile satranç tahtasından ayırmayan, gittiği yerlere satranç tahtasını da götüren bir adam; diğer tarafta ise kendi zihninde kurduğu hayali bir satranç tahtasına sahip olan, hayatında gerçek bir satranç tahtasıyla ilk defa gemide karşılaşmış olan bir adam. Öyle ki hayatın onu soktuğu çıkmazda sadece zihnindeki tahtaya bağlı yaşıyor, hem zihnini geliştiriyor ama aynı zaman da deliriyor. Muazzam bir rekabet hissi... Satranç