Yalom, etkileyici ve akıcı anlatımıyla kitaplarını okumayı çok sevdiğim yazarlardan birisidir. Kitaplarını okurken size hem çok farklı duygular eşlik eder ve hem de o an bu duygularla bütünleştiğinizi hissedersiniz. Onun kitaplarını okumak bana duyguları çok derin hissettirir hep. Bu kitabı da öyleydi benim için. Kitabı okurken sürekli empati yaparken buldum kendimi. Hüzün, korku, umut, mutluluk, pişmanlık, kaygı, acı… Bütün duyguları yaşadım sanırım. Bazı yerlerde sanki ben de o odanın içindeymişim, onlarla birlikte o anı yaşıyormuşum gibiydi. Kitabın akışına kapılıp kendimi sorulan sorulara cevap veriyorken bulduğum da oldu, cümlelerin etkisinde kalıp üzerine uzunca düşündüğüm de. Gerçekten okurken sizi de içine çeken bir kitap.
On farklı insan, on farklı yaşam mücadelesi… Her şeye sahip olan ancak bir türlü mutlu olamayan ve suçluluk duygularının pençesinden kurtulamayan bir iş adamı, ebeveynlerinin ölümüyle kendisini savunmasız hisseden ve umduğu hayatı yaşayamamanın pişmanlığından kaynaklı ölüm kaygısıyla mücadele eden bir doktor, başkalarına yardımcı olurken zorluklarla dolu bir yaşamda kendini ihmal eden ve yaşadıklarından kaynaklı hep kendisini suçlayan bir hemşire, ölümcül bir hastalıkla mücadele etmeye çalışırken bu koşullar altında en iyi nasıl yaşayabileceğini bulmaya çalışan bir yazar…Yalom bu on farklı hikayede çok fazla insanın, bazen farkında olarak bazen de olmayarak yaşamlarında mücadele etmek zorunda kaldığı varoluşsal sancılar üzerine odaklanmış aslında. Bütün hikâyelerin temel odağına ölüm temasını alarak; sevdiklerinin ve kişinin kendisinin ölümüne karşı duyduğu kaygı, yaşamı anlamlandırma çabaları, yaşlanmanın kısıtlamaları nasıl baş edileceğine dair endişeler, yanlış seçimlerin sonuçlarıyla baş etme, geçmişe dair bitmeyen pişmanlıklar gibi