8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 61. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:13
Romanın merkezinde yer alan Zehra, disiplinli, sert ve merhametten uzak bir öğretmendir. Hayatını şekillendiren en önemli duygu ise babasına karşı beslediği kırgınlık ve nefrettir. Ancak olaylar ilerledikçe, Zehra’nın bildiğini sandığı gerçeklerin aslında eksik olduğunu gördüm. İşte romanın en güçlü yanı da burada ortaya çıkıyor: Bir insanı anlamadan yargılamanın ne kadar büyük bir hata olabileceğini etkileyici bir şekilde gösteriyor. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, merhamet kavramının ele alınış biçimi oldu. Günümüzde de çoğu zaman insanların yalnızca görünen taraflarına bakıyor, yaşadıkları mücadeleleri bilmeden hüküm veriyoruz. Zehra’nın yaşadığı değişim, aslında hepimize yöneltilmiş sessiz bir soru gibi: “Bir insanı gerçekten tanıyor muyuz, yoksa yalnızca gördüğümüz kısmını mı biliyoruz?” Reşat Nuri Güntekin’in sade ama etkili anlatımı romanın en büyük artılarından biri. Gereksiz ayrıntılara boğulmadan, karakterlerin iç dünyasını güçlü bir şekilde yansıtabiliyor. Özellikle Zehra’nın yaşadığı iç hesaplaşmalar oldukça gerçekçi ve etkileyiciydi. Romanın son bölümlerinde ortaya çıkan gerçekler ise insanın yüreğinde buruk bir hüzün bırakıyor. Çünkü bazen geç kalınmış bir anlayışın ve söylenememiş sözlerin telafisi olmuyor. Acımak, bana insanların hikâyelerini bilmeden verdiğimiz hükümlerin ne kadar kırılgan olduğunu hatırlattı. Bazen bir insanı affetmekten önce onu anlamak gerekiyor. Ve bazen en büyük pişmanlık, nefret etmeyi sürdürdüğümüz kişinin aslında sevgiyi en çok hak eden kişi olduğunu çok geç fark ediyoruz. Benim için Acımak, yalnızca bir baba-kız hikâyesi değildi. Aynı zamanda empati kurmanın, insanları anlamaya çalışmanın ve kesin yargılardan kaçınmanın önemini anlatan güçlü bir vicdan romanıydı. Kitabı bitirdiğimde Zehra’nın değişiminden çok,
Edebiyat
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 202451,7bin okunma
8/10
·79 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 12:12
Uzun yıllardır listemde olan ancak bir türlü okumaya vakıf olamadığım bir yazar. Okumuş olduğum ilk eseri "Bağlanma" oldu. Yazar kitapta Fethi Gemuhluoğlu ile ilgili düşüncelerini ve hatıralarını paylaşmış. Ona duymuş olduğu saygıyı ve minnet borcunu kitap aracılığıyla yerine getirmiş. Daha önce Sadettin Ökten tarafından duymuş olduğum bu ismi, yine aynı bakış açısı çerçevesinde Nuri Pakdil'den okuma imkanı yakalamış oldum. Kitap birkaç sayfadan oluşan küçük bölümlerden meydana geliyor. Fethi Gemuhluoğlu'nu merak edenler özellikle okuyabilirler. Bununla birlikte kitapta Fethi Gemuhluoğlu'nun bakış çerçevesinde olsa da insanın kendini gerçekleştirebilmesi, modern ve mekanik hayatın çarklarından kurtulabilmesi üzerine ne yapması gerektiğine ait yazılar mevcut.
BağlanmaNuri Pakdil · Ketebe Yayınevi · 20242,241 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·112 syf.··
2026 9. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:46
"İlla Edep", modern çağın getirdiği manevi aşınmaya, nezaketsizliğe ve bencil yaşam tarzına karşı bir ruh reçetesi niteliğindedir. Okuyucuya sadece teorik bilgi vermez; insanı kendi iç dünyasıyla yüzleştirerek "Nasıl daha zarif ve kamil bir mümin olunur?" sorusunun cevabını aratır. Kısa sürede okunabilecek ama hayat boyu başucunda tutulabilecek bir ahlak klasiğidir. Kitap, okuyucunun yüzüne sert bir şekilde hatalarını vuran bir eleştiri metni değil; aksine suçluluk duygusu yaratmadan, insanı daha zarif ve rafine bir hayata özendiren, şefkatli bir mürşid (yol gösterici) üslubuna sahiptir.
İllâ EdepOsman Nuri Topbaş · Erkam Yayınları · 202229 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 89. kitabı
KAN DAVASI . #reşatnurigüntekin in edebi yolculuğunun son eserlerinden biri " Kan Davası ". Ölümünden sonra yayınlanan toplumsal bir eleştiri romanı . Ömer'in hikayesi askerlik dönüşü karşılaşıp konuştuğu ona su veren çocukla yön buluyor. Onun peşi sıra Yukarı ve Aşağı Sazan olarak ikiye ayrılmış Bozova da kalmayı kabul ediyor öğretmen. Ama bilmiyor ki büyük bir nefretle çizilmiş bu iki yakanın arası: #kandavası . İdealisttir Ömer Öğretmen, merhametlidir. İki köyü barıştırmak, çocukları okumaya başlatmak için çabalar bu hikayede. Doğanın eşsiz tasvirleri ile her satırda geçmiş şerit gibi akar gözümüzün önünden. Belki de en çok can acıtan, hala bu davaların sürdüğünü bilmektir bizlere. Okurken keşke Ömer Öğretmen son uğraş veren olsa, bitmiş gitmiş olsa bu olaylar derken yurdumuzun belli kesimini düşünüp üzülmemek elde değil malesef... Savaştan çıkmış yorgun Anadolu insanının, toplumsal yaralarının, cehaletin, yoksulluğun ve eğitim yoluyla değişen yaşamların mücadelesini kalemine her kitabında hayran kalarak okumak şahane bir duygu. Bir yanda vicdan ve merhamet, bir yanda ezeli bir rekabet. Ve bilginin gücünü silaha karşı kullanan bir öğretmen. Ömer'e destek olan Murat , sert görünen tehlikeli Müslim ve felakete götüren Osman ve Fettah!! Toplumsal yaramıza tuz basan kitap, Reşat Nuri'nin enfes betimlemeleri ve sevginin_bilginin ve sabrın yolumuzu aydınlatan ışığıyla neler yapılabileceğinin göstergesi. Yine yeni yeniden hayran kalarak #iyiki okudum .
Kan DavasıReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2026857 okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 183. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 02:51
"SÖNMÜŞ YILDIZLAR" “Mademki arkadaşlarımın söylediği gibi bir insan, hiç olmazsa hayatında bir kere sevmeye mecbur oluyor, mademki bir kere olsun sevmemiş insanın hayatta bir eksiği kalıyor. Sizi haberiniz olmadan bütün gönlümle sevecektim.” Reşat Nuri Güntekin, bu eserinde bizi bir mektup kutusunun başına oturtuyor. Her hikâyeyi açtığımızda, yıllar önce yazılmış ama hâlâ tazeliğini koruyan bir mektup buluyoruz. Kimi satırlar sevda dolu, kimi gözyaşıyla ıslanmış, kimi ise "keşke"lerle dolu. Mektup nedir ki? Bir insanın içini en doğal haliyle dökmesidir. Ne bir maske vardır ne bir rol. Mektup yazan kişi, karşısındakine belki yüz yüze söyleyemediklerini, kalemle fısıldar. Yazar, karakterlerinin ağzından bize fısıldıyor: "Bak, hayat böyle, aşk böyle, kayıplar böyle..." Kitabın sayfaları arasında dolaşırken, kendimizi tanıdık sokaklarda yürürken buluyoruz. Belki bizin başımıza gelmemiştir o hikâyeler ama içimizde bir yerlere dokunuyor. İnsan ruhunun en derin kuyularına ışık tutuyor. Ayrılıklar, kavuşamayan aşıklar, vaktinden önce sönmüş hayaller... Hepsi var bu kitapta. Ama öyle sade, öyle yalın bir dille anlatılmış ki, sanki kitap bizi değil, biz kitabı yaşıyoruz. Okurken hüzünleniyorsunuz ama o hüzün bize iyi geliyor. Çünkü biliyoruz ki yalnız değiliz. Kaç yıl önce yazılmış olursa olsun, insan olmanın ortak yanları var: sevmek, kaybetmek, özlemek, pişman olmak... 21 öykü yer alıyor eserde ve her biri bambaşka bir duygunun kapısını aralıyor. Mektuplarla ilerleyen bölümlerde sanki gizlice bir başkasının iç dünyasına şahit oluyormuşum gibi hissettim. Satır aralarında nefes alan cümleler, yarım kalmış itiraflar, cesaret edilememiş sözler... Bir yanda hayal kırıklıklarıyla yüzleşen, diğer yanda umutları tükenmiş ama hâlâ içten içe bir şeyleri bekleyen karakterler,
Edebiyat
Sönmüş YıldızlarReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 2025758 okunma
8/10
·224 syf.··
2026 132. kitabı
Əslində, Dikenin bu kitabına "nihilizm haqqında kitab" demək çox səthi olardı. Mənə görə, bu, nihilizmin özünün etirafnaməsidir. Diken o qədər gözəl tutur ki, müasir insan nəinki Tanrını öldürüb, hətta öz iradəsini də məhv edib. Amma kitabı oxuyub qurtarıb stolu üstünə qoyanda içimdə qəribə bir narazılıq qalır – sanki Diken xəstəliyi əla diaqnoz edir, amma resepti yazmağa qorxur. Diken deyir ki, biz passiv nihilizmlə (yəni "hər şey mənasızdır, elə isə oyna-oyna ye" məntiqi) radikal nihilizm arasında parçalanmışıq. Bu gün səhər yuxudan qalxıb sosial mediaya baxırıq – passiv nihilizm. Görürük ki, hamı əylənir, alış-veriş edir, amma gözləri boşdur. Sonra axşam xəbərlərdə terror aktı, zorakılıq görürük – bu da Dikenin "inkar iradəsi" dediyi radikal reaksiyadır. Bu təsvir mükəmməldir. Mən burada Dikeni alqışlayıram, çünki o, kapitalizmin əyləncə sənayesi ilə siyasi ümidsizlik arasındakı əlaqəni şəffaf açır. Amma narazılığım buradan başlayır. Diken həll olaraq bizə "hadisə" (event), "aqonizm" (mübarizə içindəki birlik) və "antaqonizm" təklif edir. "Yeni bir siyasi subyekt yaranmalıdır" – deyir. Və mən öz-özümə sual verirəm: bu məşhur "hadisə"ni haradan tapaq? Bu gün baş verən bir etiraz hərəkatı götürək – hamısı ya istehlaka udulur, ya da qəddar rejimlər tərəfindən əzilir. Dikenin "subyekt yaratmaq" idealizmi mənə bir az akademik çarəsizlik kimi gəlir. Sanki o, zavodda işləyən işçiyə deyil, öz tələbələrinə – kitablar oxuyub seminar masasında mübahisə edənlərə – müraciət edir. Mən bu məqamda Dikenlə razılaşmıram. Öz baxışımdan deyim ki, nihilizmdən çıxış yolu kollektiv partlayışda deyil, mikro-səviyyədə təkrar məna qurmaqdadır. Diken unudur ki, insan ən çox böyük ideyalar olmadığına görə deyil, məhz gündəliklikdəki rutin üzündən əziyyət çəkir. Mənə görə, nihilizmin əsl
NihilizmBülent Diken · Ayrıntı Yayınları · 201133 okunma