• Memleketimi iblisler sarmış yar,
    Nuriye'yle Semih'i içeri almışlar,
    Sen toksun tabi, haberin var mı?
    Bu gece Van'da 7 tane çocuk ölmüş açlıktan...
  • Goriot Baba hapisaneye giremedi…

    Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın tutuklanan avukatlarından Engin Gökoğlu’na gönderilen, aralarında dünya klasiklerinden Fransız yazar Honore de Balzac’ın Goriot Baba ve Jack London’ın Martin Eden adlı kitaplarının da bulunduğu 9 yayın sakıncalı bulundu...

    Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın tutuklanan avukatlarından Engin Gökoğlu’na gönderilen, aralarında dünya klasiklerinden Fransız yazar Honore de Balzac’ın Goriot Baba ve Jack London’ın Martin Eden adlı kitaplarının da bulunduğu 9 yayın sakıncalı bulundu.

    Cumhuriyet’ten Alican Uludağ’ın haberine göre Tekirdağ 2 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın tutuklanan avukatlarından Engin Gökoğlu’na gönderilen, aralarında dünya klasiklerinden Fransız yazar Honore de Balzac’ın Goriot Baba ve Jack London’ın Martin Eden adlı kitaplarının da bulunduğu 9 yayını sakıncalı buldu. Kitapların Gökoğlu’na verilmemesine karar veren yönetim, bunların depoda saklanmasına hükmetti.

    Halkın Hukuk Bürosu’na bağlı avukatlara, Gülmen ve Özakça’nın yargılandığı davanın ilk duruşmasına iki gün kala İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kararı doğrultusunda operasyon yapıldı. Bu kapsamda Engin Gökoğlu’nun arasında bulunduğu 16 avukat, 21 Eylül 2017’de tutuklandı. Tekirdağ T Tipi Cezaevi’ne konulan Engin Gökoğlu, gardiyanlar tarafından darp edildi ve kolu kırıldı. Gardiyanlar hakkında suç duyurusunda bulunan Gökoğlu, bu arada yakınlarından cezaevinde okuması için çeşitli kitaplar istedi.

    Çeşitli kitapların gönderilmesinin ardından Tekirdağ T Tipi Cezaevi Eğitim Kurulu, Kurum Müdürü Ahmet Yıldız başkanlığında toplandı. Kurul; Mor İneğin Akıllısı, Goriot Baba, Havana Duruşması, Yarın Bizimdir Yoldaşlar (Manuel Tiago), Martin Eden, Gerilla Tanya (Nadiye Çobanoğlu), Savaş Anıları (Che Guevara), Leipzig Duruşması, Çimento adlı kitapların tutuklu avukat Engin Gökoğlu’na verilmemesine, yayınların ilgili adına depoda muhafaza edilmesine karar verdi. Karara karşı, Tekirdağ İnfaz Hâkimliği’ne itiraz yolu açık.

    DİLEKÇE DE YASAK

    Öte yandan Ankara’da avukatlık yapan Engin Gökoğlu, Ankara Barosu’na hitaben bir dilekçe yazdı. Dilekçede, takip ettiği yüzlerce dosya olduğu, tutuklu olması nedeniyle bu dosyaların işlerin aksamaması için Ankara Barosu’nca görevlendirilecek bir avukat tarafından takip edilmesi istendi. Ancak cezaevi yönetimi, baronun “resmi kurum” olmadığı gerekçesiyle dilekçeyi göndermedi. Gökoğlu’nun itirazı da Tekirdağ 1. İnfaz Hâkimliği tarafından reddedildi.
  • Ne açlık grevi yapan kişiler tamamen masum, kendi hallerinde yaşayıp giden kamu görevlileridir ne de devletin bu işlemde ortaya koyduğu bir haksızlık ve yanlış değerlendirme sözkonusudur. Devlet esasen bu işin en başında kişilerin yaptıklarını, ortaya koydukları eylemlere, yürüyen davalarına bakıp kendi bünyesinde çalışmaya uygun görmediğini beyan ederek bir tercih kullanmıştır. Devletin sizi alelade bir sokak kavgası yüzünden işinizden atması garip olabilir ancak terör örgütüyle iltisaklı olduğunuz şüphesiyle hakkınızda yürüyen 4 tane veya 12 tane dava varsa, bu tercih çok garip midir? Hepsinden öte, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’yı ikonlaştıran bu eylemde biraraya gelen kesimlerin özelliği, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin neyle karşı karşıya olduğunun en açık göstergesidir."
  • kara yeller ak yelleri dövende
    sevdanı yüreğine kuşat
    al sesimi vur kanının gümbürtüsüne
    zamanıdır dağları delmenin, Ferhat

    dağların başı yaslı
    Ferhat'ın sevdası kan ağlar
    yüreğin sağlam, bileğin güçlü Ferhat
    istesen dağlar dağlar...

    ateşi üfle Ferhat
    körüğü iyi kullan
    bu can bunca hasrete dayanır
    soludukça içimde sevdan

    sevdan ki bir yakıcı kuştur yüreğimde
    gümbürder zulme karşı kan gibi
    ölürsem dağlar için ölürüm Ferhat
    kalırsam vuruşkan şahan gibi

    ( Nuriye ve Semih için.. 159 sadece bir sayı değildir)
  • sayıyla 150
    yazıyla yüz elli
    tamı tamına 150 gün

    "Ömrümüz kısa, çelimsiz.
    Çabamız korkunç ama."

    Ahmed Arif