Başkarakter Rin’in içine düştüğü çıkmazlara karşı direnci ve aldatıcı kırılganlığının altında gizli gerçek bir güce sahip olduğunu göstermesi çok güzeldi. Küçük bir kasabada itile kakıla yetişmişken kentlere, şehirlere hatta yeni dünyalara açılmasının yolculuğunu büyük bir heyecanla severek okudum. Kitabın ilk cümlesinden son cümlesine kadar Rin’in cesaretini ve korkusuzluğunu okumak ilaç oldu. Ayrıca soykırımın ne gibi korkunç sonuçlar doğurduğunu, intikam duygusuyla yanıp tutuşmanın kendini büyük bir ateş topunun içinde bulmakla sonuçlanacağını gördüm. Diğer yandan gündemdeki Gazze soykırımının tahribatını okur gibi oldum. Savaş ve soykırım insanlığın süregelen felaketlerinin başındayken hala durdurulamaz olması tüm insanlık adına büyük bir utanç. Ölümlerin yalnızca birer sayıdan, birer eksiden ibaret görülmesinin caniliği gözümün önünde canlandı. Ne yazık ki kitapta yaşanılanlar fantastik bir evrende geçse de benzer kötülüklere veya yazılan zulmün fazlasına şahit oluyoruz. Fantastik bir dünyadaki kötülerin savaşının masum yaşamlara mâl olması yaşadığımız zamanda bize çok uzak değil.
Serinin devam kitaplarını da mutlaka okuyacağım.