“Senaryo veya roman tarihi olmak zorunda mı?diyor.Tarihi olmak zorunda değil,ama siz tarih bilmek zorundasınız.Senaryo yazıyor,roman yazıyor,ama tarih bilgisiyle,tortusuyla,hiçbir şekilde alakası yok,öyle olmaz.”
“Her biri ayrı kimliklerde barındırılabilse,diyordum kendi kendime,o zaman hayat katlanılmaz olmaktan çıkabilir;vicdansız olanı,dürüst ikizinin arzuları ve vicdan azabından kurtularak bildiğini okuyabilir;vicdanlı olanı da haz duyduğu iyi şeylerle uğraşarak ve yabancısı olduğu bu kötülük yüzünden artık utanca ve pişmanlığa boğulmadan,kendi yolunda kararlılık ve güvende dimdik yürüyebilir.Bu iki uzlaşmazın birbirine bağlanmış olması,bu uyuşmaz ikizlerin bilincin acılar içindeki dölyatağında durmadan savaşıyor olmaları,insanlığın tepesine çökmüş bir lanetti.Peki,bunlar birbirlerinden nasıl ayrılacaklardı?”
“Haklısın Evgenia”diyorum,”bu ülke çok acımasız,bu topraklar çok sert,bu toprakların insanları çok hoyrat,bu ülke gerçekten çok acımasız.Ama burası bizim ülkemiz Evgenia,burası bizim toprağımız,bizim vatanımız.Biz burasıyız Evgenia…”
“Bana gelince,suçu önlemek için suçluyu yakalamanın,adaleti sağlamak için yasayı uygulamanın hiçbir işe yaramadığını karşılaştığım yüzlerce olayda birebir yaşayarak öğrendim.Keşke öğrenmemiş olsaydım diyorum çoğu zaman,keşke yalan da olsa dünyada adalet diye bir şeyin var olduğuna inanabilseydim.Ama inanmıyorum.Çünkü insan denen bu tuhaf yaratığı kötülükten uzak tutacak ne bir güç var ne de bir yasa.”