Her anı ölüdür.
Şimdi sen de bir anısın. Sen de ölüsün. Her zaman benimle birlikte olan birlikte taşıdığım, yaşadığım sözcüklerime dönmem gerek. Sözcüklerim olmadan o gökyüzüne nasıl dayanabilirdim. O caddeye, o geceye, gecelere, uykuyla uyanıklık arasında öylesine yatıp uyuyamadığım için sinirlendiğim ve her şeyi düşünüp, kalkıp düşündüklerimi sözcüklere çeviremediğim gecelere. Ya da uykunun ölümsü derinliğinde var oluşumuzun küçüklüğünü algıladığım gecelere. Bu yaşam, beni ancak içimde esen rüzgarları, içimde seven sevgileri, içimde ölen ölümü, içimden taşmak isteyen yaşamı, sözcüklere dönüştürebildiğim zaman ve sözcükler o rüzgara, o ölüme, o sevgiye yaklaşabildiği zaman dolduruyor.
Başka hiçbir şey.
Şimdi sen bir anısın.
Bir şekil çizmeye başlıyorum, dünya şeklin yuvarlaklığının içinde, bense halkanın dışındayım; derken katılıyorum, içinde hapsoluyorum bütünleşiyorum. Dünya bir bütün, bense dışındayım, bağırıyorum: 'Ah kurtarın beni, zaman halkasının dışına sonsuza dek savrulmaktan kurtarın!'
Tüm çıkış noktalarının, balmumuyla tıkanmış gibi olduğu bir zaman gelir. Odanda oturur, genzini tıkayan, gözlerinin ardındaki gözyaşı torbacıklarında tehlikeli bir biçimde sıkışan, iğne iğne batan acıyı hissedersin. Tek bir kelime tek bir hareket ve içine attığın her şey-iltihaplanmış dargınlıklar, kangren olmuş kıskançlıklar, tatmin edilmemiş arzular- öfkeli, aciz gözyaşlarıyla, bilhassa herhangi birini hedef almayan mahcup hıçkırıklar ve zırıltılarla patlak verir. Hiçbir kucak seni sarıp sarmalamaz, hiçbir ses '' Şşşt, üzme kendini uyu haydi'' demez. Hayır, bu yeni ve korkunç özgürlüğünde az uykudan ve gergin sinirlerden kaynaklanan o tehlikeli uyarıcı sancıyı ve bu sefer çıtanın çok yükseğe konduğu ve yükün gitgide arttığı duygusunu hissediyorsun. Bir çıkış noktasına ihtiyacın var ama hepsi tıkanmış. Gece gündüz kendine ördüğün o daracık, karanlık hapishanende yaşıyorsun. Ve işte bugün, içinde köpüren ve duvardaki bir sızıntı gibi büyüyen o müthiş yığını serbest bırakmazsan, patlayıp parçalara ayrılacağını hissediyorsun.
“Bir kez kendini bulmuş bir kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.”
Sayfa 81 - iş bankası ve kültür yayınları·Kitabı okudu