...ama yaşadığım zehir yeşili acı yükselmiş, gırtlağıma dayanmıştı. Geceleri, yalnız geçen geceleri ne yapacaktım? Bazen pencereyi açıp "yeter artık, yeter" diye bağırasım geliyor. Bağırmadım. Yumruğumu ağzıma bastırıp göz yaşlarımı sildim.
...
Hiçbir yere tutunmadan, hiçbir yerde köklenmeden, akan suyun üzerinde kayar gibi yaşıyordum ve bu soğuklukta ölü, cesedimsi bir yan olduğunu gayet iyi biliyordum; gerçi henüz çürümenin kötü kokan soluğu hissedilmiyordu, ama umarsız bir donukluk, acımasız, soğuk bir duygusuzluk yerleşmiş, yani bedensel anlamda gerçek ölümün ve çürümenin dışarıdan da görüldüğü aşamanın eşiğine gelmiştim.
Sayfa 9 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
...bir tel gibi gergindim ve varlığının ona her dokunuşuyla tınlıyordum. Hep senin etrafındaydım, hep gergin ve hareketliydim; ama sen beni ancak cebinde taşıdığın ve karanlıkta sabırla senin saatlerini sayıp ölçen, yollarında sana duyulmayan nabız atışlarıyla eşlik eden ve senin acele bakışlarının saniyelerin tik taklarının ancak milyonda birinde yöneldiği saatin yayının gerginliğini hissettiğin kadar hissedebiliyordun.
Sayfa 14 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu