Kırılganlığımızı bize hatırlatan, belirli derdin bir an ortaya çıkıvermesi değildir: Zamanın bağrından aforoz edilmemizin eli kulağındalığını bize gösterecek olan, daha muğlak, ama daha şaşırtıcı uyarılar durur önümüzde.
Geceler boyunca hangi kabuslarla haşır neşir olduk ki güneşe düşman olarak kalkıyoruz? Her şeyle hesabımızı kapatmak için kendimizi mi tafsiye etmemiz gerekiyor? Zamanla kurduğumuz yakınlığı hangi suç ortaklığı, hangi bağlar sürdürüyor? Hayat, kendisini yadsıyan kuvvetler olmasa dayanılmaz olurdu. Muhtemel bir çıkış, bir kaçış fikri bulunur elimizde; kendimizi kolaylıkla yok edebilir ve, sayıklamanın doruğunda bu evreni balgam gibi tüküre biliriz
... Ya da dua eder ve başka sabahları bekleriz. :)
Bize yaşamak da ölmek de yasak
Resmi kayda kuyda olmuşuz tutsak
Bırakın ölelim ölüm de bir hak
Ölünmez yaşanmaz bilmem ne yapsak
Ağlasan ağlanmaz gülsen gülünmez
Yaşasan yaşanmaz ölsen ölünmez
Bir döksem derdimi denizler taşar
Anlatsam yargıca, yargıç da şaşar
Hakkımı istesem ölmüşsün derler
Vergiye salgıya bu ölü yaşar
İsterse bulunur kitapta yeri
Hazret-i İsa'yı gösterir diri
Bu sözü söyleyen sorulsa dersin
Yaşarken yaşamaz garibin biri