(SPOILER)Şimdi biraz agresif gelebilir cümlelerim. Bunu belirterek giriyorum konuya: Aşk, kavuşamama, onca çaba sonrası geç de olsa birbirini bulma falan güzel şeyler bunlar tabii ama bana bu aşk hikayesi hiç 'masum'gözükmedi.
Öncelikle Füsun daha 18'lerinde, sessiz sakin bir butikte çalışan genç bir kadın. Bana sorarsanız onun da göz yumduğu şeylere kızgınım ama hiçbiri Kemal'inkileri aşamadı. Gerçekten aşık olan ve umut verilen iki kadın var ve ortalarında da evlilik yaşına gelmiş hala ne istediğini bilmeyen, aldatan bir erkek. Aşk acısından, çok berbat hissedişlerinden, buhranlarından bahsediyor ama bu hikayede asıl aşk Füsun'la Sibel'e ait bence. Ben bu hikayede çok aşık olan, yıllar boyu aşkının peşinden giden, pes etmeyen bir adamdan ziyade; ne istediğini bilmeyen, cesaretsiz, çikolatası da elinde dursun şekerini de almasınlar isteyen bir adamdan fazlasını göremedim. Üstelik bir de hırsız...
Fazlaca romantize edilip güzellenmiş bir aşk hikayesi ama aşk demeye de bin şahit ister. Çünkü aşk öldürmez öyle Füsun'a olduğu gibi.
Kitapla ilgili en güzel detay Masumiyet Müzesi'ne biletimin olmasıydı. Bunun için teşekkür eder, bunun aşk olmadığını da şiddetle savunurum. Kemal Bey de iki kadının kalbini kırıp kendininkinin sağlam kalmasını bekleyemezdi.